Zaytung.Com
Zaytung
Uzun uzun yaz
SİNEMA

Hazır Cinnetin Eşiğinde Gezinirken: En Sevdiğimiz Seri Katil Dexter Geri Döndü...

-> CB Erdoğan'ın ''İstanbul ilk sahibine geri dönmelidir'' açıklamasına Yunan Hükümetinden büyük destek...
-> ''Kendi çocuklarını şatafat içinde yaşatırken bu şehrin, bu ülkenin evlatlarına ölümü ve öldürmeyi reva görenlere meydanı asla bırakmayacağız'' diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Valla muhalefet de yakıştı bana ha...''
-> Trabzonspor her hafta kendisine çalışan BJK ve GS'ı ücret bordrosuna geçirmeye hazırlanıyor...
-> Kullandığı Türk Lirası 1 ayda %40 değer kaybeden M.Y(46), %15 değer kaybeden Bitcoin'in ponzi olduğundan artık daha emin...
-> Cübbeli Ahmet Hoca, tarikat camiasının Ajdar’ı olma yolunda emin adımlarla ilerliyor…
FOTOHABER

Seçim mitinglerine başlayan AKP Genel Başkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sert sözlerle yüklenerek ''erken seçim'' çağırısı yaptı...

Yıllık yüzde 20 enflasyon açıklayan TÜİK'in nereden alışveriş yaptığını öğrenme çabaları bir kez daha sonuçsuz kaldı...

BLOG

Zaytung Özel Röportaj: Ersin Karabulut ile İstanbul'daki Sergisini, Fransa’daki Mütevazi Şöhretini ve Okurken İçten İçe Gıcık Olacağınız Diğer Marifetlerini Konuştuk...

VİDEOHABER

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Bakın son kez anlatıyorum, karpuz seçerken öncelikle...''

ASTROLOJİ

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

Sevgili Koçlar, en son bundan yaklaşık 3.5 yıl önce sizin burca güzel bir şey yazmışız. Biz üşendik şimdi de siz arşivden girip bi bakıverin. Önümüzdeki 2 yıl da onunla idare etmeniz gerekecek çünkü.... devam...

Belediyenin Almanya’ya eğitime gönderdiği 45 kişiden 43'ü geri dönmedi...

"Aslında dönecekler ama orada kurulu düzenleri var. Yoksa vatanımız cennet..."

Yeni Dönem Karantina Günlerinize ve Story'lerinize Renk Katacak 5 Şahane Öykü Kitabı

Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, Dünya Kupası'na Katılma İhtimali Beliren A Milli Takım'a Döviz Kurlarını Hatırlatarak Sağduyu Çağrısında Bulundu...

2022 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri G Grubu 9. maçında konuk ettiği Cebelitarık'ı 6-0 mağlup ederek gruptan çıkma şansını son maça taşıyan A Milli Futbol Takımı, ekonomi yönetiminde tedirginliğe neden oldu... devamı...

N'olmuş n'olmuş?

Zaytung Zone

''Amaaan şimdi eve gidip kim yemek yapacak?'' şeklinde düşünen takipçilerimizi diğerlerinden bi tık daha fazla seviyoruz, dürüst olalım...

Popmundo: Maceralar

Sonunda İstifa Etmeyi Başaran Lütfi Elvan'dan Henüz Mecburi Hazine ve Maliye Bakanlığı Hizmetini Yapmamış Gençlere Tavsiyeler: ''Fazla göze batmiycan. Komutanın postası olursan rahat edersin...''

Aylar süren çileli bekleyişin ardından nihayet dün Hazine ve Maliye Bakanlığı görevinden ayrılmayı başaran Lütfi Elvan, mecburi Bakanlık hizmetini henüz yapmamış gençlere değerli tavsiyelerde bulundu... devamı...

Ay Sonu İtibariyle Kredi Kartı Patlak Durumda Olan Ezgi Parsu(26), Motokuryelerin Güvenliği İçin Bu Havada Eve Yemek Siparişi Vermeyecek. Başka Havada da Vermeyecek....

İstanbul'da hayatı olumsuz yönde etkileyen şiddetli lodos nedeniyle özellikle motokuryeler trafikte zor anlar yaşarlarken, başlatılan "eve sipariş vermeme" kampanyasına bir destek de Ezgi Parsu(26)'dan geldi...devamı...

Tek-tip ve Bedelli Askerlikle İlgili Gerçekten Çok Önemli Bazı Gelişmeler Oldu

Sinema

Vizyonda Bu Hafta: Tim Burton'dan Tuhaf Çocuklar, Fatih Akın'dan Hayta Ergenler...

Haftanın vizyonu, okuldan kaçıp kendilerine akacak mecra arayan liselilere göre hazırlanmış gibi duruyor (çok ince planlar yapıyor vizyonun başını tutanlar). Tim Burton'ın tuhaf yaratıklar-çocuklarla dolu yeni filminde, kimsenin kendisini anlamadığı bir ergen erkeğiyle beraber sıradışı bir macera yaşayacak; Fatih Akın'ın filminde de 'çiçeği burnunda liseli' iki haytanın arkadaşlık ve bin bir tane terslik dolu yol macerasına atılacağız. Bir de, 17 yaşındaki yıldız Pele'ye alkış tutmadan önce, çektiği zorluklara karşı sıhhatli göğüslerimizi siper edeceğiz.

'Okuldan kaçmak' demişken şu videoya da spot altında bir yer açalım, filmlere zıplayalım:


Bayan Peregrine’in Tuhaf Çocukları (Miss Peregrine's Home for Peculiar Children) - Tuhaf deme çocuğa ayıp, hiperaktif filan de!

Hem karanlık ve hem de rengarenk film çekebilmesiyle tanıdığımız Tim Burton’ın son yapımı... Ransom Riggs isimli bir yazarın çoksatan romanından uyarlanmış. Zaten roman belli bir satarın üzerine çıktığı zaman Hollywood'un teklifi yayınevine otomatik mesaj olarak gidiyormuş.

Yok hayır, Johnny Depp oynamıyor. Doktorları, onun artık daha tuhaf olamayacağını, Depp'in doğal sınırlarına ulaştığını bildirmiş. Helena Bonham Carter da yok, Onun yerine Eva Green var, ne güzel de var, Bayan Peregrine rolünde... İlginç makyajlı kafasıyla Samuel L Jackson mevcut bir de:


Neler anlatılıyor, neler gösteriliyor?

Filmde ismi geçen Bayan Peregrine, bir yetimhane yöneticisi; tuhaf güçlere sahip mutant çocukların hayatlarını düzenliyor. Hepsi birbirinden tuhaf bunların: Uçmak-dokunarak yakmak-gözünden projeksiyonlu olmak-kalp taktığı oyuncaklara can vermek gibi yeteneklere sahipler. Aslında Marvel'ın X-Men evreninde gibiler ama, kimse dünyayı kurtarmalarını beklemiyor onlardan. "Siz kendinizi kurtarın yeter" diyor Peregrine anaları, "...ananız babanız da yok" diye devam ediyor, "Uçma kızım sen de, önce dersini çalış, ileride, ekonomik bağımsızlığını kazanınca uçarsın..." şeklinde hayat dersleriyle, çocukların süper kahramanlığa heves etmelerini önlüyor.

Yetimhanedeki tuhaflar hayat dersleri aladursun, dedesinin masallarla büyüttüğü bir erkek ergenle tanıştıralım sizi: Jack... Farkında olmadan, 2016 yılından II. Dünya Savaşı yılllarına gittiğinde, dedenin anlattıklarının gerçek olduğunu mu görecek ne?.. Yetimhanedeki çocukları tanıdıkça, bir tuhaflığa sahip olmadığı için kendisini eksik mi hissedecek yoksa, yazık?.. Du' bakalım, ona da bi' tuhaflık uydururuz şimdi...


-Bu çocuğun bakışları da bi' değişik... Ya bi tuhaflık gücüne sahip ya da mal...

 

Bize ne verebilir?

Film, tuhaf da olsak ötekileştirilmememiz gerektiğini vurguluyor. Öykü, yetimlikten ötürü Peter Pan'a, ana-babanın inanmadığı fantastik yöreler bakımından Alice Harikalar Diyarı’na benziyor. Tim Burton'ın yaptığı-yönettiği Alice'in erkek haline benziyor Jack... Önceki deneyimlerimizden, kendisine neler diyeceğimizi biliyoruz: "Başkaları inanmasa da sen inandığın gibi davran, öyle yaşa çocuk! Varsın deli desinler. Hem akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğine, del... Nasıl?.. Geyiğimi mi s.kesin?..."

Filmin evreninin oldukça ilgi çekici olduğunu vurgulamakta fayda var. Karakterlerin 24 saati tekrar tekrar yaşayıp başa dönmesi ilginçken, başka yerlerde-zamanlarda aynı döngüleri yaşayan farklı tuhafların olduğunu bilmek, ayrı heyecanlandırıyor. Dizisi olsa, ikinci filmi çekilse de, diğerlerini de görsek istiyoruz. Bu bir film değil de Foto Galeri olsun ("Muhtemelen Daha Önce Hiçbir Yerde Görmediğiniz Tuhaflar") ve tıkladıkça tuhaflar değişsin istiyoruz.


Sahilden hatun kaldırmak (temsili değil)


Bir Tim Burton filmi mi tam?

Yönetmenin eski filmlerinden Big Fish gibi hem çatır çatır dersini verecek, hem de içimizi ılık ılık edecek, gerçek-fantastik arasında bir film tadı yok, tam olarak... Ama isteyen, puro içen Eva Green izlerken içini ılık ılık edebilir, Lunapark sahnesindeki savaşan iskeletlerle de eğlencenin dibine vurabilir. Ayrıca, her seferinde yeni filmleriyle önceki filmlerini karşılaştırıp durmak biraz ayıp olmuyor mu yönetmenlere? Önceki beyin ameliyatınız daha başarılıydı açıkçası, bunun biraz gerilimi eksik diyebiliyor muyuz bir cerraha?

Burton'ın eski karanlık filmlerinin gerilimini hissedemesek de, senaryosu çok rayında, atmosferi çok tadında bir film... Zaten isteyen dandik bir sinema salonundaki dandik 3D gözlüklerle gayet karanlık bir ortam yaratabilir kendisine. Çok da uzatmayayım ve Tim Burton'dan dünyanın bütün tuhaf çocukları*na ve dışlarındaki yetişkini boğmaya çalışan içerideki çocuklara armağan olsun diyeyim.


* Bizim buralardan bir Tuhaf Çocuk karakteri: Leyla ile Mecnun'daki Melül...

Puan: 70... Ama tuhaf bir 70. 75 gibi... 
 

Elveda Berlin (Tschick) - Ermeni Meselesi'nden Alman Ergenler meselesine...

Son filmi Kesik ile buralardan pek çok bilirkişi (boks antrenörleri ve boş zamanlarında tesbih satıcılığı yaptığını düşündüğüm bazı eleştirmenler) tarafından 'vatan haini' ilan edilen, 'aşk-ölüm-şeytan' üçlemesini bitirdikten sonra azıcık kafa dinlemek için ergenli yol filmi çekmekte karar kılan Fatih Akın'ın elinden çıkma bir yapım...

Türkçe’ye 'Yokuş Aşağı' olarak çevrilen ve iki milyondan fazla satmış bir kitaptan uyarlama. Şöyle uyarlama:


Kimle kimin öyküsü bu?

Annesi, tenisçi bir alkolik olan, hovarda bir çomarın (Alman çomarı) da babalık yaptığı 14 yaşındaki Maik'in öyküsü... Bu uzun saçlı tarz arkadaş, okulda fazlasıyla çekingendir; örneğin uzaktan uzağa hormon beslediği Tatyana'ya açılmak ister de açılamaz... Derken okula yeni gelen, garip tıraşlı, garip huylu çocuğu yanına oturturlar... İsmi uzunca bir Rus ismidir, kısaca Tschick derler ona (Biz Çik deyip geçelim)... Çocuk Rus olarak bilinmesine rağmen gözleri çekiktir. Belki de bir 'Kazak'tır kendisi, Orta Asya bozkırı saç tıraşına yansımıştır.

Neyse, çocuklar hakkında öyle çok bilgi de vermiyorlar zaten. Bu çekik gözlü Çik, bir Lada çalıp Maik'e takılalım mı diyor ve o yaşta karşı koyması en zor sözcük de, bilirsiniz ki, "Takılalım mı" oluyor...


'Yeğenlerine hovardalık öğreten serseri dayı' pozuyla Fatih Akın...


Aksaklıklar oluyor mu? Biz de aksar mıyız?

Film, yol boyunca yol filmi klişelerini adım adım takip ediyor. 'Azami yol filmi klişesi' tabelalarına aldırmayan yönetmen, dandik bir arabayla ('kelepir yol filmi arabası' ilanından bulmuş) başlattığı yolculuğu aksaklıklarla sürdürüyor. Aksaklıkların ardı arkası kesilmiyor, trafikte karşıdan gelenler "Dikkat ileride yol filmi karakterleri var, başınıza bi' iş açmasınlar" anlamına gelen selektörlerini yakıyor. Benzin göstergesi sonu gösterse de arkadaşlığın yakıtı bitmiyor, otomobil dursa da macera (hormonlar) durmuyor... Dostluk perçinleniyor, bu arada çekingen Maik kendini buluyor.

Yani'si: İçimizi sımsıcak etme, duygusal motorlarımıza hararet yaptırma amaçlı bu naif filme yaklaşık 1 saat ısınamadım ben. Zaten arabaya binmeden önce önyargılarını kırmış bulunan ergenlerin yol arkadaşlığı çok çekici gelmedi. Önyargı dediğin yolda kırılır çünkü, biz büyüklerimizden böyle gördük! Filme ismini veren Çik'i çok tanıyamamak da rahatsız etti. Bir de, "O kız sana bakmıyorsa sen de çok s.kleme kanka, al sosisli ye" gibi bir şey olan genel mesajın çok güçlü olmadığı da söylenebilir.


BÜYÜK resim: Film, aslında ergenlere süt içme alışkanlığı kazandırmak için SÜTAŞ lobisi tarafından fonlanmış.

Puan: Trafik polisinin, "Radara yakalanmamak için mi bu kadar yavaş gidiyorsun" diye kuşkulandığı sürücü.


Tüm Sırların Sahibi Kız (The Girl with All the Gifts) - Aynen, hepsinin... Özellikle de zombilerin...

Zombiyi duyunca insanın aklına, uzak gelecekteki zombi-insan gerilimi 28 Gün Sonra geliyor. Mike Carey romanından uyarlanan film, gün ışığında geçen bir zombi filmi olarak özetleniyor. Zombilerden korunmak ve eğitilmek için karantinaya alınmış insanlar arasında filizleniyormuş öykü... Ne öğretiyorlar bu insanlara derseniz "İnsan eti yenilmez" öğretiliyormuş. Hayat Bilgisi dersleri de kültürden kültüre, zamandan zamana değişiyor tabii...  

Film, yalnızca zombilerden kaçanlara odaklanmak yerine, merkezine zombi bir karakter oturttuğu için de farklıymış. İlginçmiş aslında:


Bir Baba Hindu - Hindistan'a yerli komedi mafyası ihraç ediyoruz

Sinopisinde "...Ancak işler sandığı kadar kolay olmayacaktır" cümlesi geçen bir filmden çok umudum olmaz ama yazan ve yönetenin Sermiyan Midyat olması biraz çekici geldi. Fakat fragmanı izleyince de ister istemez dışa doğru itti (yerli komedi manyetizması)...

Sinopsise gelince: Yoga hocası olan sevdiği kadının peşinde Hindistan'a giden Fadıl (Sermiyan) burada, Hint ve Türk kültürlerini karşılaştırma fırsatı bulacak, o arada kadını unutup Hintli-Türk karşılaştırması üzerinden espri üstüne espri yapacaktır.


Pele: Bir Efsanenin Doğuşu (Pelé: Birth of a Legend) - Adam ölüp gitmeden, aradan çıksın...

Jeff ve Michael Zimbalist isminde iki kardeş yönetmenliğini yapmış. Amerikan gençlerine Pele'yi ve futbolu sevdirme amacı gütmekle beraber bol bol yoksulluk edebiyatı (edebiyat?) yapıyor, futbol üzerinden ırk ayrımcılığı mesajı veriyomuş. Halkının rövaşata çeken direniş öncüsü Pele'ye ve sonu -inho ile biten herhangi bir Brezilyalı futbolcuya bayılıyorsak önerilebilirmiş.

Bir de Brezilya'nın yoksul favelalarına da genel çekim bir bakış atma şansı veriyormuş. Konu olimpiyatlara ve yağmur ormanlarına gelmeden hakemin son düdüğü çalınıyormuş:

 

Haftanın diğer iki filminin ise 'Amerikan bir felaket'i muhtemelen abartılı bir şekilde anlatan Deepwater Horizon: Büyük Felaket ile 'yerli bir lanet'i muhtemelen 'çok gerçekçi' anlatma iddiasındaki Lanet: Uyanış olduğunu belirterek, sonuç bölümüyle bitireyim:


SONUÇ - İğne olsak geçer mi?

Haftanın, 'başından sonuna kadar elle tutulur' tek yapımı olan Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları'na çoluk-çocuk, tek-çift, ergenli-ergensiz gidilebileceğini gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Bununla beraber, Tüm Sırların Sahibi Kız, zombili konusuna rağmen 'distopik duran öyküsü' ve özgün tercihleriyle haftanın aradan sıyrılanı gibi duruyor. Zombilik salgını öykülerine karşı zaafı-korkusu olmayanlar gidebilir. Aklıma gelmişken, bu aralar salgın var gibi, dikkat edin, -ben kıçımda penisilin delikleriyle geziyorum mesela- siz bari üşütmeyin...

Haydi, sağlıcakla...

Twitter: @duraladam

-BİTTİ (Haftaya 'ilkinden ne hayır geldi ki' türünde, tutmayan bir yerli yapımın ikincisini inceleyelim diyorum. Ne dersiniz?)-


facebook'ta Paylaş twitter'a yolla Allah'a havale et

Yorumlar:

Sıradaki Sinema İçerikleri:

Sıradaki Haberler:

(11.4.2021)

Belediyenin Almanya’ya eğitime gönderdiği 45 kişiden 43'ü geri dönmedi...

"Aslında dönecekler ama orada kurulu düzenleri var. Yoksa vatanımız cennet..."

Vahit Gözgel, Emekli


Diğer yorumlar ->

(25.11.2020)

AKP Denizli Milletvekili Nilgün Ök: ''18 yıl önce araba var mıydı?''

"Genel Başkanları buzdolabı olmadığını iddia ediyordu. Bu yine biraz insaflı çıktı.."

Uğurhan Culak, Elektrik tesisatçısı


Diğer yorumlar ->