Zaytung.Com
Zaytung
Uzun uzun yaz
SİNEMA

Hala İzleyecek Bir Şeyler Arayanlar İçin: Ünlü Yönetmenlerden Film Tavsiyeleri...

-> Sağlık Bakanı Koca 1 Haziran itibariyle başlayacak olan yeni yaşam tarzının adını açıkladı: ''Maske + Sosyal Mesafe + Allah'a Emanet...''
-> Normal zamanda cuma namazına hep geç kalıp cami bahçesinde kılan ve farzdan sonra son sünneti kılmayan Volkan Alay(27), Koronavirüs tedbirlerinin kendi normaline göre ayarlanmasından memnun...
-> 'Temiz bir sosyal medya' için çalışmaya başlayan Cumhurbaşkanlığı Iletişim Bakanlığı 'na destek Adalet Bakanlığı'ndan geldi: 40 yeni cezaevi geliyor...
-> Normalleşme takvimi açıklandı: Restoranlar, kafeler ve spor salonları, 1 hafta sonra kimsenin sallamayacağı önlemlerle yeniden açılıyor...
-> 1 Haziran itibariyle kreşlerin açılacağını ama 0-18 yaş arasının dışarı çıkamayacağını öğrenen Türker Ailesi, en yakın kreşe doğru tünel kazma hazırlıklarına başladı...
FOTOHABER

RTÜK, Fahrettin Altun'un açıklamalarını 5 dakika gecikmeli olarak yayınlayan 2 haber kanalına verilecek cezayı görüşmek için toplandı...

Bundan böyle cuma 12-13 saatlerinin diyanete ayarlanacağı açıklandı...

VİDEOHABER

Çorlu Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekiplerden vatandaşlara toplu bayram ziyareti...

BLOG

Make Türkiye Great Again! Yıllar Sonra Barışan Hepsi Grubu ve Bir Nesli Peşinden Sürükleyen Öyküsü...

HALKIN SESİ

Erdoğan, CHP'ye yüklendi: ''Meydanı bu faşist zihniyete bırakmayacağız...''

"Meydanda 2. bir faşist zihniyete daha yer olduğunu öğrenmek sürpriz oldu. Çok şükür hükümetimiz sayesinde ağzına kadar dolu sanıyordum orasını... Eveet hangi karakola teslim oluyorum?"
KİTAP

''Kendini sev, evrene enerji şeyap'' Zırvalarından Sıkılanlar İçin, Bir İşe Yaraması Muhtemel Kişisel Gelişim Kitapları

DERGİ
ASTROLOJİ

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

Düzenli bir cinsel hayatınız yok diye üzülmeyin. İş başvurularınıza geri dönülmüyor diye dertlenmeyin. Lütfen büyük resmi görmeye çalışın. Şunun şurasında ne kadar ömrünüz kaldı ki zaten? Yapmayın böyle... devam...

Şimdi de Fenerbahçe'nin Başkanına Saran AK Parti Yönetiminden Samimi Açıklama: ''Ülkenin başka bir derdi olmadığı için, can sıkıntısından...''

Dün akşam oynanan Fenerbahçe-Galatasaray karşılaşmasıyla birlikte sarı-kırmızılıların Kadıköy'deki 21 yıllık galibiyet hasreti de sona ererken, maçın ardından AK Partili önde gelen isimler, basın ve troller'in koro halinde FB başkanı Ali Koç'u istifaya çağırmaları da geceye damga vuran bir başka gelişme oldu. devamı...

N'olmuş n'olmuş?

Zaytung Zone

''Amaaan şimdi eve gidip kim yemek yapacak?'' şeklinde düşünen takipçilerimizi diğerlerinden bi tık daha fazla seviyoruz, dürüst olalım...

Popmundo: Maceralar

Bu Yaz Türkiye'den Turist Kabul Edilmeyeceğini Açıklayan Yunanistan Turizm Bakanlığı: ''Sizinki korona'dan değil ya, nasılsa gelemiyorsunuz diye...''

15 Haziran'dan itibaren turist kabul edeceği 29 ülkeyi açıklayan Yunanistan, listede sınır komşusu ülkelerden sadece Türkiye'ye yer vermezken, konuyla ilgili açıklama Yunan Turizm Bakanı'ndan geldi... devamı...

Türkiye Reklamcılar Birliği, Normalleşmenin Bir An Önce Başlamasından Yana: ''Bir tane daha özledik, geçecek, kavuşacağız temalı reklam çekmeye takatimiz kalmadı...''

Türkiye Reklamcılar Birliği, koronavirüs önlemlerinin gevşetilerek normalleşme sürecinin hızlandırılması için hükümete çağrıda bulundu. devamı...

Tek-tip ve Bedelli Askerlikle İlgili Gerçekten Çok Önemli Bazı Gelişmeler Oldu

Sinema

Daha (Hakan Günday yazıyor, Onur Saylak çekiyor, olan yine mülteciye oluyor), Deliha 2 (Gupse Özay, dişi Recep İvedik piyasasına oynuyor)

Haftanın bol salonlu gişe filmi Deliha, bildiğimiz gibi: Kaba ve saf tek bir karakter var, yamuk yumuk ağzıyla orta sınıf insanlara laf sokuyor, çevresindeki insanlar ise nasıl oluyorsa bundan daha salak ve bütün saf-temiz-salak insanlar birbirini çok seviyor. Haftanın izlenecek filmi Daha ise, "Ya keşke şu ünlüyle şu ünlü sevgili olsa" hayallerimize benziyor: Yeraltı edebiyatımızın önemli ismi Hakan Günday'ın romanını pek değerli oyuncu Onur Saylak çekiyor, bu ortaklıktan hayırlı bir iş çıkıyor.

O zaman, Daha'ya geçmeden önce, Hakan Günday ile Onur Saylak'ın ilk ortaklığı olan kısa filmlerini gösterelim, sonra Daha'yı yorumlayarak yazıya başlayalım. Uyar di mi hepimize?

 

Daha - 'Daha nasıl film yapalım biz size?' diyen Hakan Günday ve Onur Saylak ikilisi...

Özellikle Özcan Alper'in ilk filmi Sonbahar'dan ve en son filmi Rüzgarın Hatıraları'ndan bildiğimiz Onur Saylak yönetmenliğini yaptığı ilk uzun metraj filmiyle karşımıza çıkıyor. Benim aklıma ise şu soru geliyor: Oyunculuktan yönetmenliğe geçenler bu işi setlerde mi öğreniyor? Oyunculuk yaparken çaktırmadan yönetmeni mi gözlüyor bunlar, başka oyuncuların sahnesinde sinsi sinsi yönetmenin arkasından monitöre bakıyor olabilirler mi? 

Hakan Günday'ın Daha isimli romanından esinleniliyor, senaryoyu Hakan Günday, Doğu Yaşar Akal, Onur Saylak beraber yazıyor. Ülke içinde ve dışında bir sürü ödül alan film, jüri jüri gezdikten sonra seyirci karşısına çıkıyor.


 

Ahmet Mümtaz Taylan neden hep şoför?

Kamyon şoförü Ahad (Ahmet Mümtaz Taylan) ve oğlu Gaza (Hayat van Eck) arasında geçiyor öykü. Taylan, yine direksiyon başına geçiyor, belli ki ağır vasıta ehliyeti olduğu için rolüne uygun bulunmuş. Kendisi bu sefer ilkesiz, iğrenç bir adamı canlandırıyor; bir insan kaçakçısını... Annesinden ayrı yaşayan oğlu Gaza da babasına benzememek için uğraşıyor ama çevresindeki dünya o kadar iğrenç ki, pek mümkün değil gibi...

Olay, bir Hakan Günday romanından esinlenildiği için oldukça karanlık, sert! Amaç, izleyicinin insanlığını sorgulatarak içini karartmak, kendinden tiksinmesini sağlamak, hatta, bak dinle dinle, bizi kendi karanlığımızla baş başa bırakmak...Bazı filmler de böyle işte; sen bilet parası verip filme girersin, o seni yerin dibine sokar. Azarını yer, başın önünde tıpış tıpış salondan çıkarsın...


Hakan Günday, sokaktan adam çevirip "Sen nasıl bir insansın koçum" diye sorarken...
 

Dahası:

Bilirsin ki en güzel filmler, kişisel sorunlarla toplumsal meseleleri bir şekilde birbirine bağlayanlar arasından çıkar. Bu film de öyle yapıyor; 14 yaşındaki Gaza’nın lise öncesi kendini bulma çabasıyla Suriyeli mülteciler sorununu birlikte düşündürüyor. Anlıyoruz ki dünyanın büyük meseleleri bunlar: Bir savaş, bir de lise sınavına girmiş olan ergenin hangi liseyi seçeceği sorunsalı...

Filmin en vurucu teması ise insanın hayatta kalmak için neler yapabileceği ve ahlak anlayışını nereye kadar arkasında bırabileceği... Filmden çıkınca bu soru zihnini ele geçiriyor, 'deniz kenarına oturup uzaklara bakarken derin düşünme pozu' vermek istiyorsun. Eskişehir’de deniz olmadığı için kaldırımda dikilmiş Ankara çevre yoluna bakarken ayıldım ben...


Kırk yılda bi deniz gören İç Anadolulu (temsili)...
 

Çocuğun soyadı niye van Eck? Mülteci mi o da?

Hepsi de tanıdık insanlar, başrolde zaten Ahmet Mümtaz Taylan var. Tecrübeli bir oyuncu olduğu için bu pis rolü de kıvırır diyoruz ama bir yerden sonra, belki de sinirlenmesine alışkın olmadığımız için, repliklerinin melodisi kulak tırmalıyor: “Sana bu şeyleri şu şeyleri yapma demedim mi LAN, BU ŞEYLERİ ŞU ŞEYLERİ YAPMA DEMEDİM Mİ” tarzındaki öfke replikleri ağzına oturmuyor. Hollandalı babadan, Ankaralı anneden olma Hayat van Eck ise karakterine çok güzel girmiş, 14'lük çocuğun travması, ikilemleri yüzünden okunabilmiş.

Tuba Büyüküstün de Arap hayranlarına kendisini fazla kaptırmış olmalı ki, bu durum eski eşi Onur Saylak'ın gözünden kaçmamış ve o da kendisine mülteci rolünü vermiş, aman inşallah kaderi benzemez! Büyüküstün'ün Arapçasını ilerlettiği ise gözlerden kaçmıyor, maşallah maşallah... 


- Yardımcı doçentlik durduk yere niye kaldırıldı lan? Post doktora da ne demek mk?!..
 


Bu taksi vurdurma sahnelerinde de hafiften öfkeleniyordu sanki bu abi ya...
 

'İlk filmden sonra bozdu' diyebilecek miyiz?

Daha, izleyen bünyelere çok şey katıyor. Başkarakter Ahad’ın tersten okunuşu olan Daha, 'daha fazla zaman - daha fazla insan', 'daha fazla zaman - daha başka insan' gibi anlamlara geliyor. Daha fazlasını isteyen insanlar, zaman geçtikçe daha başka olan insanlar... derken dış sesin de yardımıyla çeşit çeşit anlamlara varmak, "Heee" demek mümkün oluyor. Filmin - anlaşılması zor olmasa da - sindirilmesi için bir süre demlenmesi gerekiyor. Kimi yerlerine ancak bu sabah, "Heaee" diyebildim ben mesela.

Bu ilk filminden anlıyoruz ki Onur Saylak'ın çok iyi bir yönetmenlik gözü varmış, kendini iyi eğitmiş. Umarım kariyerinin devamında, Derviş Zaim’in Tabutta Rövaşata’sından sonra düştüğü hallere düşmez, güzel projelerle devam eder. Yolun açık olsun Yanık Efe diyelim ve kendisini yerine alalım.


Abimiz bakışlarıyla "Kestiiik" demeye çalışırken...

Puan: "Sen ilk yönetmensin, al cebine koy lazım olur" anlamında bir 90 

 

Deliha 2 - Gupse Özay'ın, ağzını yamultunca samimi olacağı düşüncesi...

2014 sonunda çıkan ilk filmden sonra, sanki ilk film çok bir şeymiş gibi, yenisi geldi. Gerçi ilk film buna göre biraz daha şeydi yine, en azından Cenk-Erdem'in Cenk Durmazel'i ve Leyla ile Mecnun'un ikinci nesil Leyla'larından Zeynep Çamcı gibi sempatik isimler vardı... İlk filmdeki kadronun çoğu gitmiş, az ünlü isimlerden klişe yan karakterler yaratılmış: Tontiş aşçı, gereksiz nezaket sahibi garson vs...

Yine Gupse Özay yazıyor ve aynı zamanda ilk yönetmenliğini yapıyor. BKM, bu Recep İvedik’in çocuk korumalı versiyonuna ve azıcık daha kadınlara hitap eden haline yürü ya kulum diyor. Yani BKM, Recep İvedik’i göğsünde yumuşatıp seyirciye doğru fırlatıyor.


 

Mahalle dizileri bitti, mahalle filmleri devam:

İlk filmde, saf, sakar ve sürekli oha diyen Deliha'nın âşık olmasını, normalde Gupse Özay'ın sevgilisi olan Barış Yarduç'un peşinden koşmasını gördüydük. Bu filmde ise Deliha'nın iş bulmaya çalışmasını ve girdiği bir restoranda tutunma çabasını izleyeceğiz. Gerisi işte, eski mahalle dizileri-filmleri kıvamında... Yalnız, bu noktada şunu söyleyeyim: Ben çocukluğu-ergenliği mahalle dizileriyle geçmiş biri olarak normalde bu mahalle öykülerine bayılırım. Süper Baba’yı, Mahallenin Muhtarları’nı, İkinci Bahar'ı, Ekmek Teknesi’ni koy önüme, Netflix’ten 3 bölüm art arda dizi izleyemeyen ben evden çıkmam, 10’ar 10’ar atarım ağzıma...


Sanki birilerini andırıyorlar ama... *


*

Yanan mahalle sıcak ortam yaratır mı?

Bu filmin de çok amatör bir şekilde kullanmaktan çekinmediği, mahalle dizi-filmlerinin de klişeleri vardır: Örneğin mahallenin kenetlenmesi için mutlaka bir dükkanda-evde yangın çıkması gerekir. Eski bir mekan, hareketli bir şarkı eşliğinde, mahalle dayanışmasıyla ve hızlı bir kurguyla (montaj sekans) düzene sokulur. Teyzeler yer silip çay yapar, erkekler duvarı sıvalar ve boyar ve de hepsi birden deli dürtmüş gibi durmadan güler. 


Şu hâlini süper kahraman kostümü diye kaktırıp Marvel'a doğru itelesek mi bunu...
 

Her şeyin cücüğe bağlanması:

Deliha 2 tüm bu mahalle dayanışması klişelerini abartıyor, zorluyor, mahalle dayanışması klipleri izler gibi oluyoruz. Deliha’nın çalıştığı lüks restoran mahalle lokantasına dönerken ve hep bir ağızdan soğan cücüğü övülürken iyice saçmalanıyor. Yine tee Yeşilçam'dan kalma bir klişe olan kuru-pilav-soğan cücüğü vurgusu, filmin yaratıcılığı hakkında fikir veriyor. Ayrıca taze fasülye pilavın üstüne daha çok yakışıyor bence!

Üzerine basa basa Acun'un ve soğan cücüğünün övüldüğü ve filmden çıkınca beynimizin "Acun iyi, cücük iyi, Acun iyi cücük iyi"  diye sayıkladığı bir yapım olsa da çocuklar bir şekilde esprilere gülüyor, hatta aralarında katıla katıla gülenler var. Deliha'nın yan restoranda 'dayı' yazan tabelaya bakıp gülümsemesinden "Eheh, dayıyı ayı yapacak, heheh" diye tahmin etmek hoşlarına da gidiyor.


Aklına kelime oyunu gelen Yılmaz Erdoğan neşesi...

Puan: "Muhtemelen 3 kuruş olan film bütçesini karşılamaya yeter" anlamında bir 35
 

The Post - Yayın yasağına da karşı çıkılabiliyor muymuş? Hem de 1971'de? Yok artık!

Steven Spielberg'in yeni filmi ve evet yine ABD'nin bir şeylerini övüyor. Önceki yılın Oscar kazananı Spotlight filmi gibi bağımsız gazeteciğin önemini gösteriyor ve gazeteler arası dayanışmaya da yer veriliyor. Veriyor vermesine de bilmiyor ki Türkiye izleyicisi bu konuda çok dertli... Bilmiyor ki klasik bir Spielberg filminde Türkiyeli izleyicilerin gözleri dolar, üzülür, hatta kıskanır! Başrollerde rol yapma yeteneklerini tartışmamamız gereken Meryl Streey ve Tom Hanks oynuyor ve ikisi de şaşırtıyor: Streep kılık değiştirmiyor, Hanks ise bir yerlere yetişmek, bir şeylerden kaçmak için koşmuyor. 

Daha fazla ciğerimiz dağlanmadan şöyle fragman:


 

Diğer:

Aramızdaki Sözler: Biri Kate Winslett, diğeri Idris Elba olmak üzere, birbirleriyle tanışan iki kader kurbanının, özel uçakla seahat ederken kaza geçirmeleri sonucu bir dağda mahsur kalmaları ve kurtulmaya çalışmaları... "O hikayedeki adayı dağ mı yapsak" tarzı bir yaratıcılık mahsülü...

Ruhlar Bölgesi Son Anahtar: Adam Robitel yönetiyor ve serinin dördüncü filmi. Bu sefer geçmişe gidiyoruz, ünlü ruhbilimci Elise Rainier'in çocukluğunun geçtiği evde yaşananları görüyoruz. Yine sabit duran türlü gizemli şeyler birden insanın üzerine atlıyor, öyle sinsi gibi, şerefsiz gibi...

Yolcu: Jaume Collet-Serra yönetiyor, eski polis-güncel sigortacı sigortacı rolündeki Liam Neeson  tren yolculuğunda gizem ve aksiyon yaşıyor. Vagonun tam ortasındaki masalı koltuklarda koridor yanı ve ters yön bilet bulmak gibi bir hissi olan bir tek mekan aksiyonuna benziyor.

Zirve: Cannes Eleştirmenlerin Haftası’nda gösterilmiş de 'öyle çok şey' değil. Öyle çok şey olsa zaten gösterimi tee bu zamana kalmazdı. Ricardo Darin başrolde, kadroyu gözümüzün bir yerden ısırdığı Latin Amerika yıldızları dolduruyor. "Hep mi ABD Başkanı gerilimi izleyeceğiz" diyenler için Arjantin Başkanı merkezli bir politik gerilim...


 

SONUÇ - Ee, daha daha napıyorsunuz?

Evet, çok nitelikli bir yerli film izlemek istiyorsak kesinlikle Daha filmine gidiyoruz. Düşük kaliteli yerli filmlere kazandırmak istemiyorsak da Deliha'ya gitmiyoruz. The Post ve Zirve filmleri de politik öykü arayanlar için 'fena değil' kategorisinde... Ee üç cümlede bitirdik bu bölümü ama biraz daha uzatmak lazım sanki, n'apalım? Kendinden bahsetsene bana biraz? Mesela hangi tür filmlerden hoşlanırsın ya da ne tarz müzikler dinlersin daha çok?..

Neyse, bu haftalık benden bu kadar, haftaya görüşmek üzere inşallah...

Twitter: @duraladam

-BİTTİ (Haftaya Gupse Özay'ın yerine Enes Batur, Daha'nın yerine de Djam filmi geliyor)-

(iletisimcevahiri Brüksel'den bildirdi)


facebook'ta Paylaş twitter'a yolla Allah'a havale et

Yorumlar:

Sıradaki Sinema İçerikleri:

Sıradaki Haberler:

(12.5.2020)

Erdoğan, CHP'ye yüklendi: ''Meydanı bu faşist zihniyete bırakmayacağız...''

"Meydanda 2. bir faşist zihniyete daha yer olduğunu öğrenmek sürpriz oldu. Çok şükür hükümetimiz sayesinde ağzına kadar dolu sanıyordum orasını... Eveet hangi karakola teslim oluyorum?"

Yeşim Benece, İşsiz


Diğer yorumlar ->

(17.4.2020)

İçişleri Bakanlığı, Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu hakkında ''halka yardım için bağış topladıkları'' gerekçesiyle soruşturma başlattı...

"Ben direkt terör soruşturması bekliyordum ama bu sefer eli düşük açmışlar. Bir rehavet mi var acaba hükümetimizde?"

Soner Turkancı, Öğretmen


Diğer yorumlar ->