Zaytung.Com Zaytung.Com
Zaytung
Uzun uzun yaz
HALKIN SESİ

Erdoğan: ''Kriz mriz yok, hepsi manipülasyon...''

"Ha manipülasyonsa tamam o zaman ya. Ben de kriz yüzünden battım diye boş yere üzülüyordum. Teşekkürler Sayın Cumhurbaşkanım..."
-> Cocu: ''Takımımın bir kriz içinde olduğu ve kazanamadığı doğru değil. Manipülasyon yapıyorlar...''
-> PowerPoint'i iyice geliştiren Hazine ve Maliye Bakanlığı ek gelir için işletme, iktisat, maliye ve ekonomi öğrencilerine sunum hazırlayacak...
-> İddaa'dan Türk takımlarının Avrupa Kupası maçları için yeni bahis seçeneği: ''TV'de yayınlanacak mı yayınlanmayacak mı''
-> Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak: ''Powerpoint sunumunda kısa vadede gösterdiğimiz gelişmeyi ekonomik anlamda da gerçekleştirmeye hazırız...''
-> 3. Havalimanı işçilerinin tutuklanmasının ardından cezaevinde yer kalmaması nedeniyle CHP'li vekil Enis Berberoğlu tahliye edildi...
FOTOHABER

O festivalin yerine Cumhurbaşkanlığı külliyesinde Ejder Meyveli Smoothie menülü muhtarlara sesleniş programı planlanıyor...

Starbucks Türkiye Direktörü: ''Evet ismini söyleyemediğiniz o içeceğe de zam geldi...''

DERGİ
SİNEMA

Predator (Rastalı uzaylı dehşet saçıyor...), Western (Ama içinde kovboy yok, üstelik de Alman...)

ASTROLOJİ

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

Haftada bir gittiğiniz kahvecinin latte'ye zam yapmasıyla birlikte hayatınızın instagram'da bile güzel görünemeyeceği bir döneme giriyorsunuz. Allah sabır versin... devam...

Tahran'da gerçekleşen Rusya-İran-Türkiye üçlü zirvesinden sevindirici haber: En çok kajuyu Türkiye yedi...

Her Tatil Dönüşü 'Benim ne işim var lan bu şehirde?' Diyenler İçin: Kırsalda Hayatta Kalma Rehberi

Fenerbahçe Teknik Direktörü Phillip Cocu: ''Bu zor günlerde taraftarımıza ekonomik sıkıntılarını bir nebze unutturabildiysek...''

Kayserispor’a Kadıköy'de 3-2 mağlup olarak ligdeki 4. karşılaşmasında 3. yenilgisini alan Fenerbahçe’de Teknik Direktör Phillip Cocu, maç sonunda çarpıcı açıklamalara imza attı. devamı...

O değil de ne ara Eylül oldu ya?

Kapital 3. Cilt'ten, Aşiretler Raporu'na... 14 Şubat'ta Sevgiliye Hediye Edilebilecek Birbirinden Anlamlı 7 Kitap

Zaytung Zone

''Amaaan şimdi eve gidip kim yemek yapacak?'' şeklinde düşünen takipçilerimizi diğerlerinden bi tık daha fazla seviyoruz, dürüst olalım...

Yeni Türk Yapımı Oyun Geliyor : Future Army

Bankacılıkta Yapay Zeka Devrimi: Otomatik Sesli Yanıt Sistemi, Edilen Küfürlere Aynen Karşılık Vermeyi Öğrendi

Son yılların popüler konularından olan yapay zeka ve makine öğrenimi (machine learning), pek çok farklı iş alanında olduğu gibi bankacılık sektöründe de köklü değişimlerin önünü açıyor. devamı...

Milli Piyango'dan Yeni Şans Oyunu: Her Hafta İflas ya da Konkordato İlan Edecek Şirket Sayısını Bil, Büyük İkramiyeyi Kazan!

Milli Piyango İdaresi, bir süredir piyasalarda yaşanan iflas ve konkordato akımından yola çıkarak tasarlanan yeni şans oyunu 'Konkor Loto'yu basına tanıttı...devamı...

Teoman, Yaklaşık 30 Manken Eşliğinde Çektiği Yeni Klibinde Yine "Yalnızlık", "Aşk Acısı", "Hayatın Anlamsızlığı" Falan Gibi Konuları İşledi

Han Solo: Bir Star Wars Hikayesi (Han Solo'nun hiç merak etmediğimiz geçmişi), Hürkuş: Göklerdeki Kahraman (Hakkı yenmiş adamın kemiklerini bir de kötü filmle sızlatmak)

Haftanın vizyonuna baktığımızda sürücülerle dolu filmler görüyoruz: Römorklu uzay mekiği ehliyetine sahip Han Solo'nun, seri katillik işinde çalışsa da trafik kurallarına uyarak herkese örnek olmaya çalışan Joaquin Phoenix'in ve de değeri bilinmeyen yerli ve milli pilot Vecihi Hürkuş'un filmleri öne çıkıyor. Bize de; galaksinin derinliklerini, I. Dünya Savaşı ortamını, Amerika'nın karanlık sokaklarını avucunun içi gibi bilen bu naif sürücüleri "Haydi yolun açık olsun yiğidim" şeklinde uğurlamak kalıyor.

O zaman, evde kendi Chewbacca'mızı yapmak istersek diye, Chewbacca'nın yapılış tarifine bakalım bi, sonra yazıya geçelim.

 

Han Solo: Bir Star Wars Hikayesi (Solo: A Star Wars Story) -  "Asıl beni gençliğimde görecektiniz siz..."

Eski Star Wars senaryolarından bildiğimiz Lawrence Kasdan, Star Wars fanı oğlu Jon Kasdan ile beraber (baba-oğul-kutsal güç) beraber yazıyor. Yönetmenimiz ise Ron Howard ağabey... En son oldukça iyi bir Denizin Ortasında ve oldukça kötü bir Cehennem filmiyle karşımıza çıkmış, "Bi çok iyisin bi çok kötü, sana karşı ne hissedeceğimi bilmiyorum Ron" diye sevgili tribi yapmıştık kendisine... Neyse, başrollerde Han Solo olarak Alden Ehrenreich, Qi'ra olarak Emilia Clarke (ayneen Khaleesi) ve de Chewbacca oynadığı için sokakta görsek selam vermeyeceğimiz Joonas Suotamo oynuyor. 


 

Solo soloo, soolooo....

Star Wars direniş tayfasının serseri delikanlısı, kovboy çocuğu, vicdanlı kaçakçısı, çapkın devrimcisi Han Solo'nun toy zamanları... Sevdiceği Qi'ra ile beraber iltica etmek ister, çünkü galaksinin Orta Doğu'sunda yaşıyorlardır ama o kaçar, Qi'ra kaçamaz. Derken 3 yıl sonrasına atlarız ve Han Solo'yu savaşın ortasında buluruz. Galaksi boş durmamıştır yine, savaş çıkmıştır ve bizimki de “Ulen ben hava kuvvetlerinde muvazzaf subay olmak istemiştim, cepheye verdiler” diye söylene söylene dolaşmaktadır.

Neyse ki kendisi gibi serseri bir tayfayla, o tayfanın başındaki Beckett'la (Woody Harrelson) tanışır, macerasına yamanır. Bu yolculukta Qi'ra'yla olan değişen ilişkisini, Chewbacca ile nasıl yoldaş olduğunu, otomatik vitesli dizel motorlu Millenium Falcon'ı nasıl bulduğunu filan görürüz.


- Demek pilotsunuz...
 

Eee bunun Star Wars’la ne alakası var?

Film başlayınca ilk düşündüğüm “Ya bu spin-off’un ne gereği vardı ki?” oldu, devam ederken de sona erince de düşüncem değişmedi. Bu spin-off olmasa galaksi ne kaybederdi, diye düşünüp durdum; ne kaybederdi Yoda, bunun eksikliğini mi çekerdi Leia Organa?.. Evet, tabii ki Ron Howard aksiyon sahnelerinin hakkından geliyor ama filmin baştan sona aksiyon, kaçmaca, çatışmaca sahnelerinden oluşması boş bir film izleme hissi veriyor. En azından 3 karakterin ölmeyeceğine emin olduğumuz için heyecan da yaratılamıyor.

Filmin heyecan verici ender yanlarından biri ise Han Solo ile Chewbacca'nın tanışma öyküsü... Keşke bunun üzerinden gitseydi öykü, 130 dakika Chewbacca böğürmesi dinleseydik. Ne bileyim Chewbacca’nın aşıları tam yapılmadığı için bir hastalığı çıksaydı da Han Solo onu baytar baytar dolaştırsaydı... Mesela...


- Biri de "Aaa ne kadar şirin şey" diye sevmeye gelse, muhabbet kursak...
 

Eski droid'lerde yılan oyunu var mı?

Star Wars serisinin klasik numaları işte: Nesli tükenmekte olan birkaç gözlü, birkaç kollu yaratık tanıyoruz, eski modellerden farklı bir droid görüyoruz ve aslında o droid de bu yapımı ilgi çekici yapan ender karakterlerden biri oluyor: L3. Bu droid serinin diğer filmlerindeki gibi hem komik-şirin hem oldukça işlevsel (özellikle navigasyon konusunda, galaksinin tüm ara sokaklarına hakim)... Ama en önemlisi onun bir amacı, bir ülküsü var! Özellikle droidlerin kötü çalışma koşullarına karşı çıkması, onları özgürleştirme çabaları kalbimizde yer etmesini sağlıyor. "Oyy teneke yerlerinden seveyim seni" diyor, DROID-İŞ'e genel sekreter olmasını diliyoruz.


- Tam da direniş üstündeyken güncelleme geldi ya...
 

Baba-oğul nasıl yazmışlar senaryoyu?

Han Solo için çekilen bu filmde senaryo, öncelikle bir karakter çalışması olmalıydı. Han Solo'yu iyice içselleştirebilmeli, benimsemeliydik. Ama zaten oyuncumuzda Harrison Ford jestlerinden, serseri bakışlarından eser yok, başta o bir eksi puan... Karizmatik anlamda ise az çok rolüne uyuyor fakat ona yazılanlar, bildiklerimizin üzerine katmıyor. Qi'ra da iyi işlenmiyor. Aralarındaki ilişki ve karakter dönüşümleri eksik...

Aslında şöyle düşünmek lazım ki, doğru dürüst bir ayrıntı yok bu senaryoda… Varsa yoksa, direksiyon başındayken, gemi kumanda ederken sürekli kararlı bakış kasan Han Solo... Green box'ın önüne çekmişler adamı, kararlı bakış kastırmışlar belli ki. Oyuncu yönetimi de "Hadi oğlum daha kararlı bak, daha kararlıı! O delikten geçebiliyormuşçasına kararlı!" şeklindeki direktiflerle yürütülmüştür.


Harrison Ford Reis'ten "Anahtarı yanıma almayı unuttum lan" mimiği...
 

Yani öyle çok bildiğimden değil tabii, bana da sorsanız, deseniz ki “Merhaba Sayın Dural kardeş beyfendi, nasıl olmalı peki?”, ben de derdim ki azıcık ayrıntı koyun ya! Mesela bu Han Solo yemeğini daha tatmadan tuz ekiyor mu, ne bileyim Chewbacca’nın mamasını-suyunu düzenli veriyor mu, sonra Beckett burçlara inanıyor mu, Lando Calrissian tavla oynarken içeride vurkaç yapıyor mu?.. Gibi...

Bir de sonlara doğru senaryoda plot twist'ler yaratalım diye çok kasmışlar sanki be! Karakterlere üst üste taklalar attırma yaklaşımını yakışıksız buldum. Sanki "Sahi ya bu filmde diğer tarafa geçenler, gizli direnişçiler filan oluyordu di mi?" diyerek sonradan akıllarına gelmiş ve her türlü entrika, sürpriz sona sıkıştırılmış gibi... E tren sahnesinden az keseydiniz de insan gibi anlatsaydınız bunları!


Arkadaşın playstation'ında takılırken kendimi böyle kaybediyorum ben de...

Puan: 45-50 (bilemedin 55)

 

Hiçbir Zaman Burada Değildin (You Were Never Really Here) - "Neredeydin lan sen?"in kibarcası...

Teee geçen yılki 70. Cannes'da En İyi Senaryo ödülü alan bu filmin yönetmeni Lynne Ramsay... Kendisini öyküsüyle, kurgusuyla, oyunculuğuyla müthiş bir film olan Kevin Hakkında Konuşmalıyız yapımından tanıyanlarınız vardır (çaktırmadan "Hee" deyin). Uzun bir aradan sonra çektiği bu filmle Ramsay, yine bir kitabı, Jonathan Ames'in eserini uyarlıyor. Başrolde Joaquin Phoenix gözümüze çarpıyor.


 

Neredeymiş?

Joe, geçmişinde travmalar olan eski bir asker, biraz da ek gelir olsun diye emekliliğini kiralık katillik yaparak geçiriyor. Gece ışıkları arasında dolaşırken, tehlikeden tehlikeye atlıyor ama belli ki bunu tacizci avlamak gibi ulvi bir amaç için yapıyor. Muhtemelen küçükken böyle bir taciz durumunu yaşayan/tanıklık eden Joe, küçük kızlarla yapılan insan ticaretini karşısına alıyor ve senatörün kızını kurtarmak gibi önemli bir göreve talip oluyor. Politik sistemin yozlaşmışlığı ile adamımızın psikolojik sıkıntıları birbirine giriyor, sanki kendimiz çok dertsizmişiz gibi herifin buhranlarını hissetme şansımız oluyor.


O da öyle rahat ediyor demek ki...
 

Film bol bol zamanla oynuyor; geçmiş, önceki görevler ve o anın aksiyonu beraber veriliyor. İlginç bir anlatım var; Joe’nun psikolojisini farklı açılardan deneyimliyoruz. Cama yaslanmış olan küçük kız Nina'nın kafası, cama yaslanmış olan Joe'nun kafası, geriye sayım yapan kız, geriye sayım yapan Joe’nun çocukluk hali birbirine karışıyor; geriye sayan karakterler filmin ritmini belirliyor. Heh, bir de müzikler oldukça iyi ve gerilimi artırıyor; kendisini Radiohead'den tanıdığımız ve en son Phantom Thread'de müziklerini işittiğimiz Greenwood iyi çalıyor doğrusu... Çalıyor ama çalışıyor da.


≈≈ Gerilim müziği ≈≈  "Kilo aldık lan..."  ≈≈ Gerilim müziği ≈≈
 

Joaquin Phoenix her şeyi niye iyi oynuyor?

Fakat kurgu kendini çok belli edince itici gelebiliyor. Tamam eyvallah, soluksuz izletiyor sağ olsun, seyir zevkimizi düşünüyor film; hatta çoğu filme gönderme de yapıyor, kısa kısa Psycho’yu, Killer Joe’yu, Taxi Driver’ı, Leon’u anımsatıyor, bize sinefilliğimizi hissettiriyor, müteşekkir kalıyoruz. Ama post prodüksiyonda, kurgu masasında oynayıp durmuşlar gibi duruyor, "Şurayı da kesek", "Buradan da biraz kısaltak" diye... Kendimi yer yer "Önler kalsın abi, önler kalsın" diye müdahale etmeye çalıştığım bir berber koltuğunda hissettim, gerildim.

Gizli kamera görüntülerinin bile sinematografik bir araca dönüşmesi ise hoştu ama bir yandan. Şiddetin çok gözümüze sokulmadan gerilim yaratılması... Bilmiyorum ya, bu filme karşı kafam karışık benim...


Ramazan davulcusu bahşiş toplamak için kapıyı çaldığında hissettiğim...

Puan: 65-70 (Yer yer de 75)
 

Hürkuş: Göklerdeki Kahraman - Göklerden gelen bir Vecihi vardır...

Kudret Sabancı yönetmenlik ediyor, Survivor 2013 şampiyonu All-Star Hilmicem de Vecihi Hürkuş'u oynuyor. Vecihi Hürkuş, (Ayşen Gruda peşinde koşan sempatik Şener Şen'den de hatırladığımız), havacılık ve girişimcilik tarihimizin önemli figürlerinden: 29 yaşında ilk uçağını yapan, Türkiye'deki ilk sivil havacılık okulunu kuran, sertifika verilmediği gibi uçması yasaklanan, izinsiz uçtuğu için ceza alan, uçmasına izin verilmediğinden Vecihi 14'ü parçalarına ayırarak trenle Çekoslovakya'ya götüren ve orada birleştiren...

Bu adamda yok yok... Peki filmde ne var? Survivor Hilmicem var, aksiyon var, kötü efekt var, gereksiz milliyetçilik-duygu sömürüsü var... Adamın kıymetini bilmediğimiz gibi filmini de yapamamak var, daha da ayıp etmek var.

 

Diğer:

Azraille Dans: İsmi yerli korku gibi ama yerli komedi... Sinan Bengier'i yine kötü bir filmde daha görüp üzüldüğümüz...

Kafir: Hasan Gökalp'in yazıp yönetiyor, kuran okuyarak gerilim yaratılmaya çalışılıyor. Oysa şu an sizin için önemli olan belki de ezanın okunup okunmaması, iftar saatine daha ne kadar olması...

Küçük Cadı: Ormanın en iyi cadısı olmaya karar veren genç bir cadının animasyon biçimineki öyküsü, minnak seyirciler için çok ilham verici duruyor.

Peter Pan ve Tinker Bell: Sihirli Dünya: Peter Pan'in daha önce 500 kere izlediğimiz öyküsünü bu sefer de animasyon olarak izliyoruz. Eksik kalmamış oluyor.

Yol Kenarı: Roman yazarı, senarist ve yönetmen olan pek donanımlı abimiz Tayfun Pirselimoğlu yönetiyor. Bu siyah beyaz filmde, Angelopoulos'un görüntü yönetmeni olarak nam salan ve Ben O Değilim filminde de çalışan Andreas Sinanos görüntü yönetiyor. Yine yönetmenin Ben O Değilim filminde başrol olan Ercan Kesal da (niyeyse Kesaloğlu yazasım geldi bir an) oyuncu kadrosunda yer alıyor. Temposu düşük, distopik br atmosferde politik bir öykü anlatılıyor, kıyametin kopmasına yakın bir zamanda konuşulanlara bakarak "Aaa ne kadar da yaşadığımız çağ" dememiz isteniyor.


 

SONUÇ - Kaç izliyon?

Bu hafta da çok heyecan verici bir film yok işte; görünen köy kılavuz istemez. Aslında belki sinema eleştirmeninin de yapmaya çalıştığı şey görünen köye kılavuz olmaya çalışmaktır ya da ne bileyim 9 köyden de kovulmasına rağmen hâlâ bildiğini söylemeye çalışan dürüst kişidir değil mi? (...) Neyse, daha fazla saçmalamadan, bu haftanın en özgün yapımlarının, eksiklerine rağmen Hiçbir Zaman Burada Değildin ile Yol Kenarı olduğunu belirteyim. Han Solo: Bir Star Wars Hikayesi'nin ise serinin hayranları için izlenebilir durduğu; ama Rogue One gibi heyecan verici bir spin-off olmadığı konusunda uyarayım.

Haydi o zaman, haftaya uzuun uzuun Nuri Bilge Ceylan filmi konuşmak üzere, öpüyorre...

Twitter: @duraladam

-BİTTİ (Oha Ahlat Ağacı mı geliyor haftaya, ne çabuk? Alkış kesilmeden vizyona sokalım mı demişler?)-

(iletisimcevahiri Brüksel'den bildirdi)


facebook'ta Paylaş twitter'a yolla Allah'a havale et

Sizin Yorumlarınız:

Sıradaki Haberler:

(19.9.2018)

Erdoğan: ''Kriz mriz yok, hepsi manipülasyon...''

"Ha manipülasyonsa tamam o zaman ya. Ben de kriz yüzünden battım diye boş yere üzülüyordum. Teşekkürler Sayın Cumhurbaşkanım..."

Muzaffer Saldanoğlu, Galerici


Diğer yorumlar ->

(14.9.2018)

MÜSİAD Ankara Başkanı: ''Döviz kuru ekrandan kaldırılsın...''

"Ek olarak raflardaki fiyat etiketlerinin de sökülmesi yerinde olur. Kasada görürüz ne ödeyeceğimizi. Durduk yere insanların moralini bozmaya gerek yok..."

Yusuf Yüzbiroğlu, Tesisatçı


Diğer yorumlar ->