Patronun oğlunun düğünü, kayınvalidenizin yatıya gelmesi, by-pass olan dayıya hastane ziyareti, eltinizin doğumu için tee Bursa'ya gitmeler derken, nihayet bir haftasonunu evinizde ayaklarınızı uzatarak, saksı gibi televizyonun karşısına oturup şuursuzca dizi tekrarlarını, spor programlarını izlemeye ayırabildiniz. Niyetiniz telefonunuzu kapatıp, maillerinize hiç bakmayacağınız iki gün boyunca beyin detoksu yapabilmek. Ne var ki, perşembe akşamı, işten çıkmanıza 15 dakika kala, mail box'unuza ateş gibi düşen bir haber, ciğerinizi delip geçer:
"Ceyda hanım, Cuma akşamı Malezya'dan gelecek konuklarımızın ağırlanması görevini bu hafta sizin sorumluluğunuza veriyorum. Haftasonu bir takım özel işlerim için şehir dışında olacağımdan size ancak pazar akşamı katılabileceğim. Lütfen konuklarımızın en iyi şekilde ağırlanmasını sağlayalım. İyi çalışmalar."
Gözlerinize inanamayarak Mail’i tekrar tekrar okursunuz. Beşinci okuyuşunuzda emin olursunuz ki, bu haftasonunun günah keçisi sizsinizdir.
Malezya'dan gelen konuk, buyursun gelsin. Sizin ne Malezya halkıyla ne de başka milletlerle kişisel bir probleminiz yok, biliyoruz. Ama bu gelen misafirler de bir misafirliğini bilmezler ki! Bu yurtdışından gelen konuk milleti sanki kendi ülkesinde tahterevanla geziyormuş gibi havaalanında lüks otomobille karşılanmak ister. Deniz gören, yemekleri iyi olan, gecenin köründe oda servisini yastık hizmeti(!) için aradığında hoşgörüyle karşılanacak otellerde ağırlanmak ister. Yemeğe götürdüğünüzde mümkünse bütün Türk mutfağını tek gecede sömürmek ister. Kendi ülkesinde sabah akşam balıkla, marulla beslendiği için, çeşitli lezzetler tadıyorum gazıyla farkında olmadan koca bir danayı yediğini anlayamaz, gece yaşadığı mide fesadını besin zehirlenmesi sanıp, ertesi gün Türk mutfağına ve sizin 4000tl hesap ödediğiniz restorana çamur atar.
Tekneyle Boğaz turuna çıkartırsınız; üşür. Gece kulübüne eşofmanla gelir; bodyguard’ı ikna edene kadar çatlarsınız. Tarihi hamama götürürsünüz; "boynum tutuldu" der. Alışverişe götürürsünüz, ömrünüzden üç saat çaldıktan sonra, sanki tekstil fiyatlarını siz belirliyormuşsunuz gibi, hiçbir şey almadan "Türkiye çok pahalı" der.
Kolayı var!
Salın bunları Sultanahmet'in ortasına, akşam hayatta kalmayı başarıp, buluşma noktasına gelebilenleri toplar sağ salim oteline teslim edersiniz. Evlat olsa çekilmez, bu nedir ya! Es kaza siz bunun memleketine gitseniz, bütün gün size bi milyoncu gezdirip, akşam da lapa pirinci dayayacak önünüze.
Fakat yemek önemli mevzu. Ne de olsa milli gururumuzdur Türk mutfağı. Ancak konuklar yolcu edildikten sonra muhasebeye sunacağınız o bol sıfırlı faturalar hoş karşılanmayabilir. Zira patronunuz, piyangodan çıkan bu konuklara en iyi yerlerde ağırlamaya bu kadar meraklı olsaydı, zaten işi size bırakmaz, kendi ağırlardı. Peki ne yapmalı? Heh işte, Turkcell tam da bu noktada imdadınıza yetişiyor. Turkcell ve Mekanist işbirliği ile Bodrum Mantı, Kolcuoğlu, Chinese Express, Tektekçi Bebek, Vapiano gibi seçkin mekanlarda, Profesyoneller Kulübü üyeliğinizin avantajını kullanarak, yapacağınız check - in sayesinde, şahane indirimler kazanabilir, hem konuklarınızın hem de patronunuzun yüzünü güldürebilirsiniz. Şimdiden büyük geçmiş olsun…
facebook'ta Paylaş twitter'a Yolla friendfeed'e Yolla









.png)





