Zaytung.Com
Zaytung
Uzun uzun yaz
BLOG

Yarı Yıl Tatili Aldatmacası: Üniversite Öğrencilerini Memlekette Bekleyen 7 Büyük Tehlike...

-> Beyoğlu Sokaklarında kendine has emniyet yöntemleriyle anılan, 90'lı yılların ikon ismi ''Hortum Süleyman''ın bugün nerede olduğunu öğrenince çok şaşıracaksınız...
-> Paylaşılan karne günü resmindeki öğretmenin fazla güzel olması, yurt genelinde binlerce karneyi gölgede bıraktı. Veliler tepkili...
-> Rusya'yı Afrin Operasyonu'na ikna etmek için Moskova'da bulunan heyetin, yanlarında 2 sezon ''Diriliş Ertuğrul'' bölümü götürdükleri ortaya çıktı: ''Şunu bi izleyin sonra tekrar konuşalım...''
-> Instagram paylaşılan tüm karne fotolarını Takdir almış gibi gösteren yeni filtresini tanıttı...
-> Whatsapp, cuma mesajı dışında hiçbir paylaşımın yapılmadığı yaklaşık 250 bin grubun kapatılacağını duyurdu...
FOTOHABER

Binlerce takipçisinin abdestinin bozulmasına neden olan Yeni Akit'e tepkiler çığ gibi büyüyor...

Türkiye'nin EURO 2024 adaylığı için kullanacağı logo ve slogan basına tanıtıldı...

KİTAP

Haftanın Kitapları: Mahir Ünsal Eriş'den ''Öbürküler'', Algan Sezgintüredi'den ''Süperben'' (Keşke ''Berikiler'' olsaydı bunun adı da)

VİDEOHABER

O borular şimdi nereye bağlı? Bir borunun döndürme kuvveti nasıl hesaplanır? Yerli ve milli duruş için kaç boru gerekli? Az sonra...

SPOR

Everton Teknik Direktörü Sam Allardyce, Cenk Tosun'un İlk Maçtaki Performansına Ekşi Sözlük'teki Tüm Entry'leri Tek Tek Okuduktan Sonra Karar Vereceğini Açıkladı...

Premier Lig'e transferinin ardından ilk kez Everton formasıyla ilk 11'de maça çıkan eski Beşiktaşlı oyuncu Cenk Tosun, Türk futbolseverler tarafından ilgiyle takip edilirken teknik direktör Sam Allardyce maç sonunda çarpıcı açıklamalarda bulundu. devamı...
SİNEMA

Daha (Hakan Günday yazıyor, Onur Saylak çekiyor, olan yine mülteciye oluyor), Deliha 2 (Gupse Özay, dişi Recep İvedik piyasasına oynuyor)

DERGİ
ANKET

Cuma akşamı neden evdeyiz?

HALKIN SESİ

Yeni KHK ile sivillere de istediğini ''FETÖ'cü'' suçlamasıyla öldürüp yargıdan muaf olma hakkı verildi...

"Yargının üzerindeki 'iktidara yakın olanlar ve yeterince zengin olanları aklama yükü'nü hafifletmeye yönelik basit bir düzenleme. Bu kadar üstünde durulmasını doğru bulmuyorum..."
ASTROLOJİ

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

Sevgili Koçlar, hani geçen hafta milli piyango bayiinin önünden geçerken içinize garip bir his doğmuştu da kısa bir an 'lan acaba?' diye tereddüt ettikten sonra yürüyüp... Evet... Yok hayır, satıldı artık o bilet... Biz de böyle işin aynen... devam...
Zaytung Zone

''Amaaan şimdi eve gidip kim yemek yapacak?'' şeklinde düşünen takipçilerimizi diğerlerinden bi tık daha fazla seviyoruz, dürüst olalım...

Yeni Türk Yapımı Oyun Geliyor : Future Army

Karnesinde 9 Zayıf Bulunan Efe Aygül(15)'ün Zor Seçimi: ''Einstein gibi mi olsam yoksa kaportacı mı?''

İlk ve orta öğretimde bugün karnelerin dağıtılmasıyla birlikte yarıyıl tatili de başlarken, karnesinde 9 zayıf bulunan Bahçelievler Cumhuriyet Anadolu Lisesi 1. sınıf öğrencisi Efe Aygül kritik bir dönemecin eşiğinde... devamı...

Instagram ''Son Görülmeyi Kapat'' Özelliğini Tanıttı...

Popüler sosyal medya plaftormu Instagram, uygulamaya eklediği 'Son Görülmeyi Kapat' özelliğiyle kullanıcılardan tam not aldı. Özelliğin duyurulmasının ardından dünyanın dört bir köşesinden kullanıcılar son görülmeyi kapatmak için panik halinde Instagram'a akın ederlerken...devamı...

Tek-tip ve Bedelli Askerlikle İlgili Gerçekten Çok Önemli Bazı Gelişmeler Oldu

Sinema

Belalı Tanık (Deadpool'la Pulp Fiction'ı Topla, İkiye Böl...)

Haftanın filmleri kötü işler değil ama ilk duyduğunuzda burun kıvıracağınız yapımlar... Bundandır ki cuma günkü sinema mesaimde hiçbir arkadaşımı yanımda sinemaya getiremedim. Belalı Tanık filmi için "Deadpool'daki herif oynuyor, amma geyik filmdir kim bilir, eheh" dediysem de kandıramadım çocukları.  Dangal filmi için de "Hintlilerin oyun havaları eşliğinde dans ettiği Bollywood filmine gelin lan, biz biliyoruz da mı izliyoruz canım" dedim ama yine kimseyi ikna edemedim. Gerçi Dangal spor filmiydi, müzikal değildi. Olsun... Gelmedi zaten puştlar!

O zaman 'müzikal' demişken Neredesin Firuze'den bir sahne yapıştıralım şuraya, sonra geçelim yazıya: 


 

Belalı Tanık (The Hitman's Bodyguard) - Doya doya Samuel Jackson 'Madafaka'sı dinlemek isteyenler için...

Henüz üçüncü filmini çekmiş olan Patrick Hughes yönetmenliğinde bir aksiyon-komedi filmi... Yaz mevsimine şenlik getirecek türden, tabancalı, arabalı, uçmalı, patlamalı, şarkılı türkülü bir yapım yani... Oyuncu kadrosunda da, muhabbet ortamlarımızın kafa çocukları gibi birbirinden sempatik isimler var: Ryan Reynolds, Samuel L Jackson, Gary Oldman, Salma Hayek...


Şu fragmana ''i will always love you''yu döşeyenin beyninden öpesim var
 

Aşırı hız, hatalı sollama, emniyet kemeri takmama aksiyonu...

Absürt aksiyonlarda görmeye alışık olduğumuz, gülmeli-konuşmalı rollerin adamı Samuel L Jackson, suikastçi Kincaid rolünde yine durmadan gülüyor ve konuşuyor. Obir tanık ve Belaruslu bir diktatör olan Dukhovich'in yargılanması için katliamlarına tanıklık etmesi gerekiyor. Seyirci "Yargılanacaksınız. Hesap soracağız" diye tweet'ler atıp sonunda haklı çıkma özgüveniyle diktatöre odaklanadursun, Ryan Reynolds hem ciddi hem mal olabilen Bryce isminde bir ajanı oynuyor. Bryce da 'özel kişiler' için korumalık görevleri yapıyor. Başka bir ülkede korumalık yaptığı kişiyi protesto edenleri dövmek gibi büyük bir mallık yapmamış ama kusurlu bir hareketinden dolayı statüsü düşürülmüş.

Neyse, sözün özü, bu adam bu tanığı koruyor. Ama kimin kimi koruduğuna seyirci karar veriyor. 


Mekanın kasasına gelince "Hayır ben ödeyeceğim" diye tutturan erkekler (temsili)...
 

Komik mi şimdi bu?

Film, akıcı ve renkli bir şekilde başlasa da başlardaki esprilerin tatsızlığı daha komik bir senaristi hak ediyor diye düşündürtüyor. Sanki senarist ortamda çok komik bulduğu anılarını anlatıyormuş da istediği reaksiyonu bir türlü alamıyormuş gibi... Sonra bizim senarist, yönetmenin de yardımıyla açılıyor, havasını yakalıyor film... Ters karakterlerdeki ikilinin arasındaki çatışma da uyum da hoş duruyor. En önemlisi de gündüz çekimlerinde, Hollanda'da aksiyon sahnelerinde, kalabalığın üstünden uçan arabalar-motorlar, ortama şursuzca dalan arabadan kaçan yöre halkı heyecan yaratıyor.


- Normalde Eskişehir Porsuk Çayı'nda turistik feribota binecek yaştayım lan ben!
 

Bu Ruslar bize ne etti?

Yine bazı klişeler var tabii... 28 leşi olmasına rağmen hiç yakalanmaması ve ölmemesiyle övünen yaşlı başlı Samuel L'in kurşunlardan koşarak kaçması ya da kötü adamların yine Ruslardan çıkması gibi... Nedir bu Sibirya Kurtlarıyla alıp veremedin ey Hollywood! Sarı saçlı mavi gözlü bir Sırrı Süreyya Önder çıksa da "Ya bu Ruslar size ne etti gardaşım!" dese keşke ya...

Olsun, oyunculuklar ve kaotik aksiyonlar bu eksiği kapatıyor. Kincaid'in sevgilisini oynayan Salma Hayek kısa rolünde döktürüyor ve filmin en tehlikeli sahnelerinde kafadarlarımızın ilişkileri konusunda dertleşmesi, filmi 'sert adamlı aksiyon' formatından çıkarıyor. Filmden sonra aklımızda, diktatörün yargılanmasından çok Interpol'deki eski sevgilisiyle bir araya gelmeyi düşünen Ryan Reynolds, Hayek-Jackson çiftinin hardcore romantizmi, Reynolds ve Jackson'ın rahibe dolu bir otobüse binip şarkı türkü söylemesi ve güzel müzikler kalıyor. 



- Bu fasulyeeee yedi buçuk liraaaa


Puan: 75'i, 80'i ıskalıyor ama 70...
 

Dangal - Dangal'da kül bırakmayan güreşçi Hint kızları...

Dangal, yerel dillerinde 'güreş turnuvası' anlamına geliyormuş. Hindistan'ın dünyaca meşhur yıldızı, yaşlanmadığı için Hintli Hakan Peker de diyebileceğimiz Aamir Khan başrolde oynarken yapımcılığı da üstlenmiş. Nitesh Twari'nin yönettiği film için Aamir Khan, oynayacağı eski güreşçi rolüne uygun olarak 28 kilo almış, daha sonra gençliğini canlandırmak için 25 kilo vermiş. Bira göbeklerini eritmekten aciz bizlere de örnek olmuş. Ayrıca güreşçi kızlar Geeta ve Babita'nın çocukluğunu ve gençliği rolleri için Khan ve yönetmen Tiwari, 3000 oyuncuyu sınava sokmuş. Umarım giremeyenler başka bir filme yerleşmiştir.

Bakalım Hindistan’nın gişe rekortmeni, Çin’in en çok izlenen yabancı filmi olan Dangal nasılmış:


 

Haydi kızlar güreşe!

Gerçek olaylardan uyarlama film, Mahavir Singh Phogat'ın ve kızlarının öyküsü... Mahavir, zamanında çok başarılı bir güreşçi, ulusal şampiyon da oluyor ama güreşten para kazanamayacağını görünce masa başı bir işe başlıyor. Masa başı iş bozuyor onu, sabahları kaşarlı poğaçaya, yağlı açmalara abanıyor, şişiyor ve güreşçi vücudundan eser kalmıyor. Yine de uluslararası alanda Hindistan'a altın madalya kazandırma hayalinden vazgeçmiyor. Kızları Babita ve Geeta'yı güreşçi olarak yetiştirmeye karar veriyor.

Geeta'nın köyünden çıkarak Pacman gibi madalya topladığı kariyerine odaklanıyoruz. Güçlü Geeta karakteri, en büyük fobisi beden dersi sözlüsünde takla atmak olan, minder görünce ürken kızları, sosyal hayata katılmak için motive ediyor. Koca-baba baskısından kurtulmak isteyen Doğulu kızlar, filmi izleyince baş parmak güreştirip bilek güreşi tutuşarak işe başlıyor.


Keşke "Yılmaz'ı MSN'den sileceesin" diye racon kesen kızın da elinden tutan olsaydı...
 

Uzun hava ardından gelen oyun havası gibi mi?

Hint filmlerinin çoğu kına gecesi ortamı gibidir. Müzik susmaz, otantik kıyafetlerle dans edilir, bazen 3 saatlik filmin 1 saati bu koreografilerden oluşur. 3 saate yakın süresi olan bu filmde de yine müzik susmuyor ama bu sefer koreografiler yerine güreş maçlarına odaklanılıyor. Kum üzerinde yapılan antrenmanlar, kasabalardaki kum güreşleri, enerjik müziklerle beraber keyiflendiriyor, kıpır kıpır ediyor.

Birileriyle, bir şeylerle polemik yapan şarkıların sözleri filmin mizahi-şenlikli kısmını oluşturuyor. Bazen de fazla abartılıyor. Babaları, kızların saçlarını erkek gibi kestirirken abartılı duygusal müzik çalmayabilirmiş mesela... Tamam biz de bazen berber istediğimiz saçı yapmayınca üzülüyoruz, fon müziği olarak zihnimizde Murat Göğebakan'ın Yaralı şarkısını çalıyoruz ama gerek de yok şimdi!..


- Çal be gabaracı, çal çal çaal! Çal be zurnacı, çal çal çaal!..
 

Klişelerle de güreşiyorlar mı?

Aslında film, bir boks filmi gibi klasik spor filmi şablonunu takip ediyor: Kararsızlık-kararlılık-azimle sıçmak-koşu yapmak-birilerini yenmek-koşu yapmak-biraz da yenilmek-birilerinin gaza getirmesi-öncesinde yapılan koşuları hatırlamak-hep beraber gaza gelmek-mutluluk gözyaşları-İstiklal Marşı-kapanış... Bu tahmin edilebilirliğe rağmen enerjsi eksilmiyor filmin, 3 saat izlettiriyor. İki slov şarkıdan sonra arada oynak bir şarkı söyleyip seyirciye halay çektiren şarkıcı gibi, nerede coşturup nerede duygulandıracağını biliyor.

Güreş müsabakaları ise muazzam... İyi çekilmiş, iyi kurgulanmış; güreşçilerin yüz ifadeleri, minder sesleri derken nefes nefese izleniyor. Güreşe sempatimiz oluşuyor. Artık Kırkpınar yağlı güreşi takip etmeyi, er meydanına çıkan 'ikisi de birbirinden merdane yiğit'leri soluk soluğa izlemeyi düşünüyorum.


- Anamı karıştırma lan!
 

Sabahın köründe yazık değil mi çocuklara?

Film kadınların bağımsız hareket edebilmelerini, ailenin ya da toplumun onlara dayattığını değil, kendi isteklerini yaşamalarını öğütlüyor. Geeta'nın  babadan-antrenörden bağımsız hareket etmeye çalışması da anlamlı duruyor. Tabii aslında baba kızları güreşçi olmak için zorluyor ve onlar da tıpış tıpış dediklerini yerine getiriyor ama oraları çok takmamak lazım. Ne alakası var ya alla alla, o konuya nerden geldik şimdi?

Filmde geleneksel baba figürüne karşı hafif bir eleştiri olsa çok güzel olurmuş ama... Mesela Mahavir babaları kızlarına "Yarın beşte kalkıp koşuyoruz" dediğinde arkalarından "Yirın bişti kılkıp küşüyuruz" diye ağızlarını yamultsalar, ataerkil sisteme çok tatlı bir eleştiri getirmiş olurlardı hani...


- Yine sular kesildi mk.. Teyemmüm alıp öyle gideyim bari ikindiye...
 


Erkek erkeğe tatile gidince hissettiğim...

Puan: Son devrede son hamlede kazanılan maç 75'i...
 

Diğer:

Açık Deniz 3: Kafes DalışıBu da geçen haftalarda vizyona giren Denizde Dehşet filmi gibi kafes dalışı ve köpek balığı dehşeti gösteriyor, gerçek bir olaydan uyarlanmış. Yalnız, köpekbalıklarıyla korkutmak da klişeleşmedi mi? Hem ne istiyorsunuz şu kendi haline balık dişleyen hayvanlardan? Biz biraz da kılıçbalığından, ahtapottan, pilavla karıştırılmak istemeyen dev midyeden korkmak isteriz. 

Anabelle: Kötülüğün Doğuşu1994'te çekilen filmin devamı ve yine Anabelle oyuncağının minnak çocuklara musallat olmasını anlatıyor ve de yine karanlık koridorlar ve oyuncak bebekle korkutmaya çalışıyor. Şuncacık bebenin oyuncağıyla korkutmaya çalışmak ilk çıktığında özgündü tamam ama, "Cee" yapılacak yaşı da geçtik be güzelim...


Bi yandan korkutuyor, bi yandan da kır düğünü istiyor...
 

Son Portre: Kübist-sürrealist heykeltıraş Alberto Giacometti'yi gösteren film (Hepimiz biliyoruz di mi bu adamı? Bilmiyorsak araştıraım lütfen!), sanatçınn son yapıtına çalıştığı döneme odaklanıyor. Yazar arkadaşının portresini çizmeye çabalayan sanatçının karanılık iç dünyası, dar alanda, Giacometti'nin atölyesinde yaratılan gerilimle birleşiyor ve seyircinin derdi yokmuş gibi onu bir buhranla başbaşa bırakmak amaçlanıyor.


 

9 filmlik haftanın kalan 3 filmi ise; Japonların gururu robot kedi Doraemon ile arkadaşlarının buz devrine kadar giden maceralarını konu edinen animasyon (Buz Devri kitlesine oynamak?) Doraemon Buz Devri Macerası, dövüş sanatlarına hâkim üç arkadaşın, Berlin yeraltı dünyasını ('gardaş' sözleriyle arabesk rap yapan bir grup?) ilgilendiren bir komploya karışmalarını anlatan aksiyon B Planı, bir suikastçının, bir intikama yardım etmesini ele alan aksiyon Avcı'nın İntikamı ve de bu bir kıskançlık büyüsünün sonuçlarını gösteren (kaynana?) yerli korku Semur...
 

SONUÇ - Kaç sene daha yazacaksın sen?

Bu hafta, uzun uzun ele aldığımız Dangal ve Belalı Tanık filmleri her kesime uygun filmler... Özelikle Dangal filmine ailece gidebilir, Hint toplumunun ne kadar da bize benzediğini görebilir, Doğulu esmer tenlerinizle rahatça karakterlerle özdeşleşebilirsiniz. Belalı Tanık filmi de özellikle arkadaş gruplarıyla hep beraber eğlenmek için uygun (umarım siz arkadaşınızı beraber sinemaya gitmek için ikna edebilirsiniz)... Gerilim arayanlar Anabelle ve Açık Deniz'de şansını deneyebilir. Sanatsal film peşinde ömrünü harcayanlar da Son Portre filminde tatmin olabilir.

Bu arada, heyt be!... Geçen, telefonumun takvim bölümünde takılırken fark ettim (evet, arada öyle şeyler yapıyorum ben); tam 3 sene önce bugünlerde başlamışım bu köşeyi yazmaya. İlk yazımdan sonra birkaç köşe daha yazarım sonra yazacak film klişesi bulamamaktan tıkanır, kovulurum diyordum oysa ki! O zaman, başta sevgili editörüm olmak üzere (zam?) hepinize tahammülünüz için teşekkür ediyor, haftaya buralarda buluşana kadar hepinizi öpüyorum.

Twitter: @duraladam

-BİTTİ (Haftaya bitmeyen seri Terminatör'ün yeni filmi var. "40 senedir çekiyorlar da hani nerede bu piskopat yapay zekalar?!" serzenişleriyle beraber izlemelik')-

(iletisimcevahiri Brüksel'den bildirdi)


facebook'ta Paylaş twitter'a yolla Allah'a havale et

Sizin Yorumlarınız:

Sıradaki Sinema İçerikleri:

pekila.comPekila.com içerikleri:

Sıradaki Haberler:

(24.12.2017)

Yeni KHK ile sivillere de istediğini ''FETÖ'cü'' suçlamasıyla öldürüp yargıdan muaf olma hakkı verildi...

"Yargının üzerindeki 'iktidara yakın olanlar ve yeterince zengin olanları aklama yükü'nü hafifletmeye yönelik basit bir düzenleme. Bu kadar üstünde durulmasını doğru bulmuyorum..."

Seyit Arabula, Avukat


Diğer yorumlar ->

(17.12.2017)

Bilecik Valisi'nden radikal öneri: ''Şehrin adını Ertuğrul yapalım. Belki o sayede bir diriliş...''

"Valla bizimkinin adı direkt Osmaniye ama pek bir faydasını gördüğümüzü söyleyemiycem. Gene de çok istiyorlarsa denesinler tabii..."

Caner Aladağlı, Memur


Diğer yorumlar ->