Zaytung.Com
Zaytung
Uzun uzun yaz
SİNEMA

Dream Whilst Black'ten Cristobal Balenciaga'ya... Henüz Dile Düşmemiş 6 Süper Dizi

-> 5 ailenin de çeşitli ailevi problemlerle boğuşuyor olmasının ardından Dünya çapında bir yönetim boşluğu oluştu...
-> Fenerbahçe'nin kadro derinliğinde kaybolan 3 futbolcu için, arama kurtarma çalışmaları başlatıldı...
-> Montaj görüntülerle PFDK'ye sevk edilen İcardi'nin ardından, Morgan Freeman'ın sesiyle konuşan Dursun Özbek'e de ceza yolda...
-> Tansu Çiller'in desteğini alan Murat Kurum: ''Süleyman Bey sağ mı?''
-> ''Bunun bile 45K takipçisi varsa ben ohooo'' gazıyla başlanılan bir influencerlık girişimi daha 935 takipçide kaldı...
FOTOHABER

Balıkesir'de on binler, ortak acılarını paylaşmak için kent meydanında bir araya geldi...

''Etkin Pişkinlik'' yasasından faydalanan bürokratlarda göreve dönüş heyecanı...

BLOG

Sevgililer Günü’nü Minimum Maddi Hasarla Atlatma Rehberi…

VİDEOHABER

Bir önceki İBB seçimine otobüse köpek dışkısı koyarak hazırlanan AK Parti, bu kez prodüksiyon için kesenin ağzını açtı...

ASTROLOJİ

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

Süleyman Soylu'nun oh çektiği videolara telif atmasının ardından zam haberlerine üzülmek zorunda kalacağınız bir döneme giriyorsunuz... devam...

Belediyenin Almanya’ya eğitime gönderdiği 45 kişiden 43'ü geri dönmedi...

"Aslında dönecekler ama orada kurulu düzenleri var. Yoksa vatanımız cennet..."

Hay Allah, Canınız mı Çekti? İşte Size Birbirinden Keyifli Öykü Platformları...

Hakeme Yumruklu Saldırı Sonrası UEFA'dan Türkiye Açıklaması: ''Diğer konularda dört dörtlük bir ülke, futbolda niye böyle oldu anlamadık...''

Süper Lig'in 15. haftasında oynanan Ankaragücü-Rizespor karşılaşmasının bitiminde, Ankaragücü Başkanı Faruk Koca'nın sahaya inerek hakem Halil Umut Meler'i yumruk ve tekmelerle darp etmesinin yankıları sürerken, konuyla ilgili UEFA'dan da bir açıklama geldi... devamı...

N'olmuş n'olmuş?

Zaytung Zone

''Amaaan şimdi eve gidip kim yemek yapacak?'' şeklinde düşünen takipçilerimizi diğerlerinden bi tık daha fazla seviyoruz, dürüst olalım...

Popmundo: Maceralar

Twitch'e Erişim Engelinin Ardından ''Çevresel Felaket'' Endişesi: Uzmanlar Milyonlarca Ergenin Etrafa Yayılması Riskine Dikkat Çekiyor...

Popüler canlı yayın platformu Twitch'e BTK tarafından getirilen erişim engeli kararı, çevreci örgütler tarafından endişeyle karşılandı. Milli Piyango İdaresi'nin başvurusyla alınan engelleme kararının, platform üzerindeki kumarla ilgili içerikler nedeniyle olduğu tahmin edilirken, Twitch'e ulaşamayan milyonlarca mal ergenin çevreye yayılması riski de saatler geçtikçe büyüyor.  devamı...

Personeli İçin İskandinav Ülkeleri Turu Düzenleyen Ancak Tepki Olmasın Diye Fotoğraf Paylaşmalarını Yasaklayan Diyanet İşleri: ''Bundan daha büyük bir imtihan olabilir mi?''

Diyanet'ten kalabalık bir kafilenin “Diyanet vakıflarının genel kurulları” gerekçesiyle İskandinav ülkelerine gittiği ortaya çıkarken, tepki çekeceği gerekçesiyle kamuoyundan saklanan geziden fotoğraf paylaşımının da  yasak olması dikkatleri çekti.devamı...

Sinema

''Allahını seven üzerime biraz Kuzey Avrupa atsın'' Diyenler İçin: ''Dünyanın En Kötü İnsanı'' ve O Diyardan Birkaç Film Daha...

Kuzey Avrupa sinemasını yakından takip eden sinefillerin gözdesi yönetmen Joachim Trier, bu kez bizi dünyanın en kötü insanı ile tanıştırıyor. Genç bir kadının romantik komedi tadında başlayan hikayesi, bizleri Norveç’in soğuk ikliminde buz gibi gerçeklerle karşılaştırıp, buna rağmen sıcaklığıyla hafifçe gülümsetiyor. The Worst Person in the World, geçtiğimiz hafta Mubi’de izleyicilerle buluştu. Tabii kısa sürede “ben gerçek bir entelektüelim” yarışına araç olarak sosyal medyada paylaşım rekoruna koştu. 

Renate Reinsve’e Cannes film festivalinde en iyi kadın oyuncu ödünü kazandıran filmin, dakikalarca bakışma olan sanat filmlerinden olduğunu sanmayın. Temposu yüksek, diyalogları kulak kabartılacak cinsten ve hikayesi oldukça bizden başka bir romantizm onun taşıdığı. The Worst Person in the World’de, kimileri Woody Allen esintisi buluyor, kimileri Ingmar Bergman filmlerinin tadını alıyor. Ben ikincilerdenim. Gelelim filme… 


Dünyanın en mutlu coğrafyasında mutsuz olmayı başaran Kuzey Avrupalı (temsili)
 

The Worst Person in the World, Julie adlı genç bir kadını merkeze alıyor. Ne istediğini tam olarak bilmese de ona sunulan kalıpları istemediğinden emin olan karakter, film boyunca bir şeylerden dışlanarak bir puzzle gibi tamamlanıyor. Tıp okumaya başlıyor, ait hissetmeyip psikolojiye geçiyor. Orada da mutlu olmuyor, fotoğrafçılığa başlıyor, sonra kendini kitapçıda çalışırken buluyor. Julie, bir adamı seviyor, sonra gittiği bir partide sıradan biriyle tanışıyor. Onu keşfettikçe bir oyun start alıyor. İşte burada izleyici romantik komedi sahnelerine ışınlanıyor. Aldatma sayılmayacak kadar uzak ancak arkadaştan öte bu yakınlaşma oyunu, elbette ikisini de etkiliyor. 

 
Beraber tuvalete gitmek, aldatmak sayılır mı?  


Aslında on iki bölümden oluşan film, katman katman toplum eleştirileri taşıyor. 17 yaşında mesleğini seçmen, 20’lerinde hayatını geçireceğin insanı bulman, 30’larında çocukla rutine binen hayatını katlanılabilir kılman bekleniyor. Dünyanın En Kötü İnsanı, işte bunu yapmayan birine odaklanıp soruyor, kendin için yaşayarak başkalarının gözünde iyi bir insan olman mümkün mü? Elbette hayır. 

 
Yıldız Tilbe - Çabuk olalım aşkım

Yildiz Tilbe - Cabuk Olalim Askim - Vbox7

Üstelik film, bunu yaparken kalıpların da gerçek hayattaki anlamsızlığını gösteriyor. Örneğin, filmde mansplaining eleştirisi yapan Julie, cinsiyetçi karikatürlerle hedef haline gelen bir karikatüristin sevgilisi. Benzer şekilde, “Me too çağında oral seks” adlı bir makale yazarak cinsel tacizin konuşulabildiği bir dönemde kadının edilgen olduğu bir eylemden zevk alması mümkün mü bunu sorgulayarak hayatındaki nadir başarılardan birine imza atıyor. Hassasiyetleri anlayarak, “bu ne yaman çelişki” diye soruyor ve bizi de ezberlerimizi sorgulamaya davet ediyor. Anlayacağınız karakterde olması arzu edilen tutarlılık, yerini sıradan insanın çelişkilerine bırakıyor. 

 
Kalk ben oturayım diyorum, bana nau nau diyor. 


Ayrıca, karikatürist Aksel’in (Anders Danielsen Lie) filmin sonundaki “geçmişte yaşadığı” itirafı birçoğumuz için can yakıcı. Eski filmler, şarkılar, arkadaşlar ve anılar içinde bulunan mutlulukla bugün nefes almak birçoğumuz gibi karakterin de alışkanlığı. Bunun gelecekle bağlarımızı kopardığını onun gibi farkında olan ise çok az. Film birçok açıdan “hiç böyle düşünmemiştim” dedirtiyor. Olanlara farklı açıdan bakabilecek olgunluğa eriştiğimizde ise iş işten geçmiş oluyor. Gençken birçok seçim şansı olsa da seçimler yaptıkça karşımıza çıkan seçeneklerin azaldığını kabullenmek, filmin sonunda biraz hüzünlendiriyor. 

The Worst Person in the World, insan olmak, büyümek, kendini tanımak ve yaşlanmak üzerine izleyicinin perspektifini değiştiriyor. Filmin bir romantik komedi olması için yola çıktıklarını söyleyen yönetmen Trier, yapımın birçok farklı konuyu ve türü bir arada bulundurduğunu müjdeleyerek özgün bir tanım yapıyor: “Sanırım The Worst Person in the World yetişkinler için bir tür yetişkinlik filmi.” Film hakkında en güzel tespit ise kesinlikle The Newyorker’da yer almış, “Pygmalion’u tersine çeviren film” olarak açıklanıyor ve kadın karakterin alışılanın aksine film boyunca heykelleştiği ilan ediliyor. 

 
Kundak, burrito, zurna dürüm...


Yönetmen Trier’in filmde fark yaratan görsel oyunları da izleyenlerin beğenisini kazanıyor. Julie’nin bir hareketi ile zamanı durdurduğu sahneler, Amerika’yı yeniden keşfetmese de film içinde hoşa giden anlar yaratıyor. Benzer şekilde uyuşturucu kullanılan anlarda gelen kafalar, izleyicinin başını döndürüyor ve olağan gerçekçi anlatı içinde düşlerin özgürlüğüyle iç ferahlatıyor. 

Özellikle 30’lu yaşları aştıysanız bu filmi kesinlikle izleyin. Mubi’de bulabilirsiniz. 


İskandinav Yapımlarına Hayranlık Duymak için Mini İzleme Listen Bizden: 

Daha fazla Kuzey Avrupa medeniyeti görmek isteyenlere, farklı türlerde İskandinav projelerinden güncel birkaç örnek bulduk. Sanat sevene, gençlik heyecanı arayana, seri katillerin kitabını yazanlara hayranlık uyandıracak seçenekler şurada: 

The Square: Altın Palmiye ödüllü The Square, Ruben Östlund imzası taşıyor. Film, bir müze yöneticisinin iş yaşamında ve özel hayatında karşılaştığı krizleri beyazperdeye aktarıyor. İsveç menşeli The Square, ifade özgürlüğü ve sanat nedir konularını sıkmadan manşete çıkarıyor. 

 
Amber’in ruh eşi olabilir mi? 


Another Round: Mas Mikkelsen’in oyunculukta zirvede yer aldığını bir kez daha ispat eden film, Thomas Vinterberg kadrajıyla çekildi. Gençliği bir rüya, aşkı ise rüyada gördüklerimiz olarak tanımlayan Another Round’u, izledikten sonra unutamayacağınız garanti ediyoruz. 

 

Skam: Norveç gençlik dizisi, İtalya, Hollanda, İspanya, Amerika’ya uyarlandı ancak orijinalinin yerini hiçbiri tutmuyor. İlk bölümleri fazla ergen dizisi gibi gelse de izledikçe seviliyor. 4 sezon boyunca ekrana kilitleyip gençlik heyecanlarını yeniden yaşatıyor. Üstelik bu dizide Amerikan lise dizileri gibi anlamsız zorbalıklar yok, onlar sosyal konulara özgürlük vurgusuyla parmak basıyor. 

 

“Bunların yaşadığı gençlikse bizimki ne?” diyeceksiniz. 

The Valhalla Murders: Suç temalı dizilerin en ilginçlerinden biri olan The Valhalla Murders, İzlanda yapımı. Son iki bölüme kadar katil kim bulamayacağınınız sözünü verebiliriz.  Bir dedektifin, İzlanda’nın ilk seri katilini araştırmasını anlatan dizide, oyunculuklar iyi, kurgu zekice kotarılmış, müzikler hemen listelenecek türden. Gerilim zaten yüksek… Yalnız izlemeden önce tansiyon hapınızı almayı unutmayın.

 

İyi seyirler. 

(gizem kaboğlu bildirdi)


facebook'ta Paylaş twitter'a yolla Allah'a havale et

Yorumlar:

Sıradaki Sinema İçerikleri:

Sıradaki Haberler:

(11.4.2021)

Belediyenin Almanya’ya eğitime gönderdiği 45 kişiden 43'ü geri dönmedi...

"Aslında dönecekler ama orada kurulu düzenleri var. Yoksa vatanımız cennet..."

Vahit Gözgel, Emekli


Diğer yorumlar ->

(25.11.2020)

AKP Denizli Milletvekili Nilgün Ök: ''18 yıl önce araba var mıydı?''

"Genel Başkanları buzdolabı olmadığını iddia ediyordu. Bu yine biraz insaflı çıktı.."

Uğurhan Culak, Elektrik tesisatçısı


Diğer yorumlar ->