Zaytung.Com Zaytung.Com
Zaytung
Uzun uzun yaz
KİTAP

Haftanın Kitapları: Başlangıç (Da Vinci yok ama şifreye devam), Yoksulluğun Tarihi (“Bana da bir çay”), Güzellik Bir Yaradır (Aynen yaaa çok zor sizin de işiniz.)

-> Ortamlarda yorumu dinlenmeyen adam, Periscop’ta maç yayını yapmaya başladı...
-> Milyonlarca fakir, yayını donan tüm sekmeleri kapatıp taze bir ruh ve ümitle son bir kez daha google'a ''gs-fb canlı izle'' yazdı...
-> Geleneksel Cüneyt Çakır'a Küfür Şenlikleri tüm yurtta, dış temsilciliklerde ve yavru vatan KKTC'de coşkuyla kutlanıyor...
-> Olası bir mağlubiyet durumu için Fenerbahçe taraftarı 6-0'lık maçın istatistiklerini gözden geçirip savunma hazırlıklarını tamamladı...
-> Maliye Bakanlığı, bu akşam Cüneyt Çakır’a edilecek küfürlerden vergi almaya hazırlanıyor...
FOTOHABER

Ünlü futbol yorumcusu programın 20. dakikasında sağ dizinden sakatlandı...

Dünya: ''Hangi maç?''

Zaytung Zone

Sinem Sal, söyleşi ve imza günü için 22 Ekim'de Zaytung Zone'da konuğumuz oluyor! Kaçırmayın...

ASTROLOJİ

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

Bu dönem çevrenizdekileri güçlü bir şekilde etkilemeniz mümkün. Özellikle suratına doğru hapşurduklarınız 1 hafta kadar kendine gelemeyecek. Size de çok geçmiş olsun bu arada... devam...

Süperstar (filme gitmezsek Aamir Khan'a ayıp olur mu?), Uzaydan Gelen Fırtına (ve Dünya'yı saran doğalgaz faturası korkusu)

Yeni Başlayanlar ve Büyük İhtimalle Bitiremeyecek Olanlar İçin Tez Yazım Kılavuzu

Topkapı Sarayı'nın bir bölümü Fatih Belediyesi'nin başvurusuyla imara açıldı...

"Ecdadımız çoğu zaman seferde olduğu için sarayı daha ziyade otel gibi kullanırlardı. Onların hatırasını yaşatacak şık bir otele kimsenin itiraz edeceğini düşünmüyorum..."

Türkiye futbol yerine hangi spor dalıyla ilgilense kafası daha rahat olur?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Melih Gökçek ile ilgili sessizliğini bozdu...

GTA'dan FIFA'ya... Yıllara Yollara Meydan Okuyan En İyi 7 Oyun...

Türkiye, Bu Futbol Olayını Pek Beceremediğinden Şüphelenmeye Başladı...

A Milli Takım'ın son olarak İzlanda'ya kendi evinde 3-0 yenilerek 2018 Dünya Kupası'na gitme şansını kaybetmesinin ardından Türkiye bazı gerçeklerle yüzleşmeye çalışıyor. devamı...

TFF'den Müjde: ''Futbol oynanmasına gerek kalmadan direkt hakeme küfretmeye imkan sağlayan bir sistem üzerinde çalışıyoruz...''

Türk futbolunun en önemli sorunlarından biri olan 'hakeme küfredebilmek için 1 hafta bekleyip 90 dakika maç izlemek zorunda kalmak', sonunda tarihe karışıyor. Taraftarlar ve basından gelen talepleri değerlendiren Türkiye Futbol Federasyonu, maç oynaması gibi formaliteleri ortadan kaldırarak direkt hakeme küfretmeyi sağlayan yeni bir sistem üzerinde çalışmaya başladı. devamı...

Facebook ve WhatsApp Grup Adminlerine Resmi Nikah Yetkisi Veren Yasa Tasarısı Meclis Gündeminde...

Müftülere resmi nikah yetkisi veren düzenlemenin yasalaşmasının ardından tartışmalar sürerken, AK Parti'den yeni bir hamle daha geldi...devamı...

İçişleri Bakanlığı, Kamusal Alanlardaki Başıboş Çocuk Terörüyle Etkin Mücadele İçin Düğmeye Bastı

Haftanın Kitapları: Harari’den 'Homo Deus' (Allah sonumuzu hayretsin), Han Kang’tan 'Vejetaryen' (Balık da mı yemiyon şimdi?), Tanıl Bora’dan 'Cereyanlar' (Evet, yine kesik)

Merhabalar sevgili Zaytung Kitap okurları. Bu hafta da birbirinden leziz kitaplarla sizlerleyiz. Vejetaryen, "nasıl insansın sen et yemiyon?" diyen toplumun insanlığını sorgularken; Homo Deus insanlığın geleceğini sorguluyor. Andre Alexis iseTanrılar Zar Attığında kitabıyla köpekler üzerinden yine insanlığı sorguluyor. Anlayacağınız bu aralar Türkiye’deki kitaplar bir insanlık sorgulama derdine düşmüş. O zaman şarkımızı şuraya bırakıp kitaplarımızı sorgulamaya girişelim biz de:


 

1. Vejetaryen – Han Kang – April Yayıncılık


 

Vejetaryen hemen hemen bir yıldır bekleniyor. Uluslararası Man Booker Ödülü alması sonrasında daha da iştahlandırdı bizleri. Orhan Pamuk’un, Ferrante’nin aday olduğu listeden ödülü kapan kitap sonuçta. Peki nedir bu vejetaryen, bu kadından kim ne istiyor, neden herkes bu kadına kötü davranıyor?

Rüyalar görmeye başlamadan önce Yonğhe ve kocasının gayet sıradan bir hayatı var. Mutlu mesut yaşayıp gidiyorlar. Geneleksel bir aile modeli, bir tek çocuklar eksik. Koca işe gidiyor, kadın bi işer yapıyor evde, yemek yiyorlar beraber falan. Türk ailesine benziyor aslında. Çocuklar hariç birazcık şöyle:

 
-Yonğhe, babababbaa!

Yani çocukları olsa adını da havuç koyabilirler çünkü kadın zaten vejetaryen olduğundan… Ahahahaha… Neyse sonrasında kitaptaki ana karakterimiz Yonğhe, gördüğü rüyalar sonrasında vejetaryen olmaya karar verir ve burada toplumla arasında bir çatışma başlar. Eş, dost, akrabalar… Hepsi birden Yonğhe’ye tavır alırlar. “Balık da mı yemiyorsun?” ya da “Peki ya yumurta?” şeklinde sorulardan bunalan Yonğhe, çareyi bir bitkiye dönüşmekte bulur. Yani… Önce bir miktar diyalog olsa, direkt bitkiye dönüşmek de birazcık… Yonğhe’nin de dönüşesi varmış yani. Yonğhe et yemedikçe ailesi buna et yedirmek için çabalar. Et yedirmek için yapmadıkları şey kalmıyor kadına. Babası, hele babası. Bırak kardeşim kadın yemesin et.  Yok. İlla yedirecek.
 

 
Yonğhe’nin babası kızını et yemesi için ikna etmeye çalışıyor


Baskılar arttıkça Yonğhe insanlıktan daha çok soğur ve bedeninden yavaş yavaş vazgeçer. Aslında hikâyemizin özeti bu olsa gerek: bir kadının bedeninden vazgeçemeye sürükleyen olaylar zinciri. Tabii olay bu kadar basit değil, Han Kang harika bir kitap yazmış. Human Acts adlı kitabı da umarım bir an önce Türkçeye çevrilir.

Bir de, bu kitabı okuduysanız Sarı Duvar Kağıdı var, Otonom Yayıncılık’tan. Ona da bakarsanız beni çok mesut edersiniz. Judith Butler’ın Kırılgan Hayat kitabı da işinizi görür. He bir de, yazarın Human Acts adlı kitabını İngilizcesinden de okursunuz yaa. O kadar aydır burada kitap şeysi yorumluyoruz okuyorsunuz o kadar entelektüellik birikmiştir sizde hiç korkmayın.

Puan: 100/100 (Rahatsız edici olduğu konusunda uyarayım ama Testere filmi izlemek gibi bi rahatsızlık değil, daha entelektüel, daha derinlikli bir rahatsızlık.)

 

2. Tanrılar Zar Attığında – Andre Alexis – Nora Kitap

 


Andre Alexis’in romanı Tanrılar arasında bir muhabbetle açılıyor. Hermes ve Apollo sohbet ediyorlar ve diyorlar ki aga, köpeklere insan aklı versek acaba nasıl bir şey olur? Sonrasında şöyle şekilleniyor olay, bakalım bu köpekler mutlu olacak mı olmayacaklar mı, haydi iddiaya girelim ve görelim. Sen yenersen ben sana bir yıl kölelik yaparım, ben yenersem sen bana yaparsın. Tamam mı tamam. Köpeklere ver insan aklını, sonra seyreyle bakalım neler olacak. Kitap bunun üstüne kurulu. Fakat tabii bu daha önce yapıldı, Türkiyeli okurlar bu tarz numaraları yemeyeceklerdir:

 
- Oraya park etmeyin araba gelecek oraya


İddialaşma sonucu köpekler insan özelliği kazanıyor, sonrasında bu köpekler tabii ki “TAM DA BU GÜNLERİ ANLATAN BİR BİÇİMDE” birbirlerine giriyorlar. Önce liderlik kavgası, sonra çıkan liderlik sonrasında muhaliflerin harcanması vs. Evet, hem insanlığı irdeliyor kitap, hem köpekler ve insan arasındaki ilişkiyi aslında. Çünkü köpekler insan özelliği kazandıkça, e tabii korkulası yaratıklar olmaya başlıyorlar. Allah aşkına evinizde öyle sizinle konuşan elinde kumanda falan almış tv izleyen sizi anlayan bir köpek görmek ister miydiniz soruyorum?

Bu arada yayınevini de ayrıca kutlamak lazım. Kitabın kapağına şu tabloyu koymayıp bizleri çok büyük bir beladan kurtarmışlar:

 


Köpeklerin mutlu olup olmayacakları kitabı okuyanlara kalsın. Bir şey söyleyeyim bitirmeden: Prince adlı bir köpek var çok tatlı. Benim favorim o oldu. Şiir falan yazıyor. Kültürlü. Entelektüel bir köpek. Onda kendimi buldum diyebilirim.

Puanı: 15/15 (On beş köpek var kitapta. Köpek başı bir puan.)

Bunu sevenler bunu da sevdi:  Tanrılar ve Köpekler – Jack London. Bence bu kitap Türkiye’de yayımlanmamış olsa, Alexis’in kitabının adı Tanrılar ve Köpekler olabilirdi. Çok uyuyor bence. İçerikleri de benziyor.

 

3. Homo Deus – Yuval Noah Harari - Kolektif

 


Sapiens fırtınası neydi öyle dostlar? Herkesin, ortak noktası sadece insan olmak olan herkesin elinde gördüm. Futbolcusundan manavına, editöründen gazetecisine öğrencisine herkesin elinde bu kitap vardı. Yuval Noah Hariri, şimdiyse Homo Deus kitabıyla bizlerle.  Adı Nuh olan birinin insanlık tarihini yazması sizce de müthiş değil mi?

Sapiens kitabında geçmişimizi okumuştuk, Homo Deus’ta ise yarınımızı okuyacağız. İleride sayborglar olacak mı, biyonik kol falan hayal mi, şu filmlerde gördüğümüz uçan arabalar, en azından bir uçan kaykay mümkün mü, insan ömrü uzuyor mu vs. Geçmişimizi bilen birinin, geleceğimiz üzerine düşünceleri, öngörüleri.
 

 
Homo Deus (Temsili)

Kabul edelim etmeyelim, insan doğanın üstünde tekil bir konuma sahip. Her şeyin efendisi biziz. Ona atar yapıyoruz bunu kesiyoruz dokunanı yakıyoruz. Doğa ve hayvanlar için bir tehdidiz ve bu kendimiz için de bir tehdit olduğumuz anlamına geliyor. Artık yeni bir insan var karşımızda. Hükmeden insan. Bu ülke nereye gidiyor diye sormak yerine, bu dünya, bu insanlık nereye gidiyor diye soruyor Harari.

Kitabı okurken başkanlık gelir mi gelmez mi, vay efendim ünlüler de video çekmişler bu sandıklara nasıl yansır falan gibi konuları bir kenara koyup insan olarak sorunlarımıza odaklanıyoruz. Rıdvan video mu çekti, Murat ona cevap mı yazdı… Bunları bırakın. Artık homo deus var. Homo deus gelecek ve tüm bu dertler bitecek. Dertlerimizde kitabı okur okumaz bir entelektüelleşme, bir kültürlenme meydana geliyor anlayacağınız.


Puan:  (Okumadıysanız Sapiens’le birlikte okuyun ikisi birlikte yüzer yüzer puanlıyorum. Tarzın Harari.)

Bunu okuyanlar bunu da sevdi: Tüfek Mikrop Çelik, Dawkins’in kitapları (Gen Bencildir falan) belki Zamanın Kısa Tarihi.

 

4. Cereyanlar – Tanıl Bora - İletişim

 

Saatler ileri alındı, her gün elektrikler kesiliyor ve Tanıl Bora cereyanlar diye bir kitap yazıyor. Demek ki aydınlar halktan o kadar da kopuk değiller. Keşke Murat Belge de taşın altına elini koysa ve DOĞALGAZ FATURALARI diye bir kitap yazıp bu soruna değinse.

Tanıl Bora’nın Cereyanlar kitabı 900 sayfa. Öncelikle şunu söyleyeyim aşırı sürükleyici. Su gibi akıyor desem yeridir. Acaba neler olacak, Devrimci Yol bölünecek mi, Refah Partisi kapatılır mı, İslamcılar sonrasında ne yapar, bakalım Yetmez Ama Evetçiler şimdi ne diyecek… İnanır mısınız bir oturuşta bitirdim. Türkiye siyasetiyle ilgili fikir sahibi olmak isteyen herkes bu kitabı almalı ve çoluğuna çocuğuna okutmalı. Ben öyle yaptım. Gece çocuklarıma siyasetimizi iyi öğrensinler diye okuyorum.
 

 
-Hayır Ayşegül, Refah’tan sonra Fazilet Partisi açılıyor. Saadet çok sonra

Türkiye’deki her türlü siyasi ideolojik örgütlenme, sağ sol islamcı feminist LGBTİ hareketi, aklınıza hayalinize gelecek her siyasi örgütlenmeye yer vermiş Tanıl Bora kitabında. İnceleme fırsatına eriştim. Kitap bir hayli kalın olduğundan ancak inceleme fırsatına erişilebiliyorum zaten. Kitaba şöyle bir bakış attım yani:
 


-Bak şu siyasetlere bak vay anasını ya...

İncelediğim kadarıyla söyleyebilirim ki, Cereyanlar gerçekten de kitaplığınızda tutmanız gereken kitaplardan. Şimdiden alın ve kitaplığınıza yerleştirin. Önünde sonunda bu kitap size lazım olacak. Ben de ona güvenip aldım. Bu kitabın bir makale yazarken ya da başka bir kitabı okurken size gerekmeme gibi bir ihtimali yok. En kötü facebook'ta twitter'da falan tartışma çok alevlenirse illa lazım olacak. İnanın geçtiğimiz günlerde başkanlığa evet videoları furyası çıktığında, dedim acaba Tanıl Bora’nın kitabında bunlar da var mıdır… Açtım baktım, evet. Orada öylece duruyor. 900 sayfalık kitapta şu fotoğrafın bile açıklaması inanın ki var:

 


Puan: Yani üstadım ne haddimize? Tanıl Hocam elinize emeğinize sağlık

Bunu sevenler bunu da sevdi: Savaş ve Barış (Ne var o da kalın?)
 

Sevgili Zaytung Kitap okurları, bu haftalık da kitap bölümünün sonuna geldik. Bundan sonra haftalık kitaplarımızın tamamına, listelerimize ve çok ama çok daha fazlasına (yani şu an aklımızda bir şey yok ama fazlası da olacak eminiz) şuradan erişebileceksiniz. Yer imlerinize kaydetmeyi unutmayın:

http://www.zaytung.com/indexkitap.asp


Zaytung’u okuyun, kitapsız kalmayın! (Slogan işini de bi ara halledicez artık...)

 

(Gürcan Çalı Brüksel'den bildirdi)


facebook'ta Paylaş twitter'a yolla instela'da paylaş Allah'a havale et

Sizin Yorumlarınız:

Sıradaki Haberler:

(14.10.2017)

Topkapı Sarayı'nın bir bölümü Fatih Belediyesi'nin başvurusuyla imara açıldı...

"Ecdadımız çoğu zaman seferde olduğu için sarayı daha ziyade otel gibi kullanırlardı. Onların hatırasını yaşatacak şık bir otele kimsenin itiraz edeceğini düşünmüyorum..."

Ziya Hayrabol, Müteahhit


Diğer yorumlar ->

(5.10.2017)

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Bir makama getirilirken iyi de makamı boşaltması istenirken niye yadırganıyor?''

"Mantığım 'seçimle gelen seçimle gitmeli' diyor, yüreğim 'gitsin de nasıl giderse gitsin'. Neyse ki bana soran yok..."

Yıldız Parsal, Mali müşavir


Diğer yorumlar ->