Zaytung.Com
Zaytung
Uzun uzun yaz
HALKIN SESİ

BBP Genel Başkanı Destici: ''Erdoğan'ı bir şekilde seçtirmemeye yönelik bir çalışma yürütülüyor...''

"Bunlar çok ciddi suçlamalar. Umarım elinde muhalefetin seçim çalışması yürüttüğüne dair sağlam kanıtlar da vardır. Yoksa altında kalır..."
-> Halk tarafından takdir gören ve muhafazakar kesimin oylarını da alabilecek Cumhurbaşkanı adayı arayışında olan CHP’de Liverpool’lu Mohamed Salah ismi ön plana çıkıyor...
-> Şenol Güneş, 5 dikişin rövanşında Acıbadem Hastanesi doktoruna 6 dikiş atarsa tur atlayan taraf olacak...
-> CHP, Abdullah Gül'ün gündemlerinde olup olmadığıyla ilgili olağanüstü kurultaya gidiyor...
-> TFF'nin aldığı karar sonrası dikişleri patlayan Şenol Güneş yeniden hastaneye kaldırıldı...
-> Erken seçim ve derbi maçı kararını önceden bilmesinin ardından bedelli bekleyenler Devlet Bahçeli'nin bir sonraki açıklamasına kitlendi...
FOTOHABER

Gazetecilere verilen hapis kararlarından ''Özerk Beştepe Bölgesi''nde Cumhurbaşkanlık yapan Erdoğan da rahatsız...

Türkiye'nin neyin eşiğinde olduğu merak ediliyor...

ASTROLOJİ

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

Sevgili koçlar, doğru insan maalesef o değil. Bir an önce aklınızı başınıza toplayın ve çok da uzatmadan ayrılık kararını verin. Çeyrek altın olmuş 300 lira, bir düğün daha çıkartmayın başımıza.... devam...

Köpek Adası (101 Dalmaçyalı’nın diktatörlü versiyonu), İlişki Durumu: Açık İlişki (Gavatlığın karşılıklı versiyonu)

İlk Kez Bir Derbi Maçında İstenmeyen Olaylar Yaşanan Türkiye, İşin İçinde Bir Kumpas Olduğundan Emin...

Bugüne kadar takım elbiseli ve döpiyesli taraftarların, takımlarını naif marşlar söyleyerek desteklediği ve sonuç ne olursa olsun rakip takımı centilmence tebrik ettiği, adeta bir bayram havasında geçen derbilerin aksine ilk kez bir maçta olay çıkması futbol kamuoyunda şaşkınlık ve öfkeyle karşılanırken, son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan gelen "Kumpas" açıklaması da işin içinde başka bir iş olduğu yönündeki şüpheleri doğrular nitelikte... devamı...

Erdoğan'dan erken seçime yeşil ışık: ''Benzin 10 lira olmadan yapalım şunu, konvoya bütçe yetişmeyecek...''

Düğün Sezonu Başlarken: Gelinin En Yakın Arkadaşının Hayatta Kalma Rehberi...

Kapital 3. Cilt'ten, Aşiretler Raporu'na... 14 Şubat'ta Sevgiliye Hediye Edilebilecek Birbirinden Anlamlı 7 Kitap

Zaytung Zone

''Amaaan şimdi eve gidip kim yemek yapacak?'' şeklinde düşünen takipçilerimizi diğerlerinden bi tık daha fazla seviyoruz, dürüst olalım...

Birinden bahsediyordun ya n'oldu o iş?

Yeni Türk Yapımı Oyun Geliyor : Future Army

İki Aydır Eti Form'la Beslenen Zeynep Divinli (27), Kendi Dışkısından Ürettiği Modüler Mobilyalarla Sektöre Merhaba Dedi

Kadınların ekonomiye kazandırılması konusunda atılan adımlar meyvelerini vermeye devam ediyor. Çalıştığı firmada diyet amacıyla 2 aydır öğlenleri sadece Eti Form ve çok açık çayla beslenen Zeynep Divinli de bu başarı öykülerinden sadece biri. Divinli kendi dışkısından ürettiği ilk modüler mobilyalarla artık başarılı bir iş kadını... devamı...

Yüksek Maliyetleri Nedeniyle Almanya ve Hollanda Seçeneklerinden Vazgeçen Dışişleri Bakanlığı, Geleneksel Seçim Öncesi Krizi İçin Liechtenstein'la El Sıkıştı...

Yaklaşan erken seçim öncesi AB ülkeleriyle yaşanacak olan geleneksel kriz için arayışlarını sürdüren Dışişleri Bakanlığı, bütçede yaşanan kesintiler nedeniyle daha düşük maliyetli ülkelere yöneldi. devamı...

Halil Sezai... Acı çekiyor...

Sinema

Vizyonda Bu Hafta: Yok Artık! 2 (Yarım düzine esprimiz ve ünlümüz olduğuna göre neden film çekmeyelim?)

Sinema salonları, kapısına her hafta toptancısının gelip mal yığdığı ucuz eşya dükkanlarına benziyor (bkz. 'bi milyoncu'). Aynı malların yeni çeşitleri gelip duruyor yani, aynı leğenin 8 çeşit renginin bulunması gibi. Bu haftanın öne çıkan renkli leğeni ise Yok Artık 2... Film, çeşitli öykülerin sıralanmasından oluşan ilk filmin, aynı mantıktan devamı... Bir de Pete ve Ejderhası var, 40 sene önceki ejderhalı filmin, yeni CGI teknolojisiyle yeniden çekimi: "Dijital Ejderha Gelmiştir".

Yeni bir şey görmek isteyenler için ise sonbaharın en güzel film etkinliği, Filmekimi var. Şimdilik, İstanbul ve Ankara'dakiler erişebiliyor ama daha da dolaşacak. Gıcır gıcır festival filmleri için:

 

Yok Artık! - Bir espri için 20 dakika hikaye dinlemek...

Geçen yıl bu zamanlarda vizyona giren ilk film sanki çok tutmuş, bizim bilmediğimiz-duymadığımız yerlerde sanki fenomen olmuş gibi, ikincisi de geldi. Senaryo yazmaya dair iyi niyetli çaba yine Serkan Altuniğne'den, genç yönetmenlik denemesi yine Caner Özyurtlu'dan. 

Başrollerdeki Şebnem Bozoklu ve Zafer Algöz dikkat çekici (benim dikkatim çekildi). Şahin Irmak, Onur Buldu, Cem Gelinoğlu, Yağmur Tanrısevsin de arkasından geliyor:


Yine mi yok artık?

Filmi ilk yapımdaki gibi, mahallemizin sempatik esnafının arkadaşlarına anlattığı abartılı öykülerden oluşuyor. İlkinde sallayan taksici rolünde Erkan Kolçak Köstendil vardı, Allahı var, iyiydi performansı... "Yollaaar yolllaar" şarkısını da güzel seslendirmiş, "Kolçakoğlan'ın sesi de yanıkmış maşallah" şeklinde, müzik eleştirmenlerinden tam not almıştı.

Burada ise anlatan kişi bir berber ve Şahin Irmak oynuyor. Şahin Irmak; köy yaşamı isteyen kentli orta sınıfla, emeklilikle, yaşlılıkla, mallıkla filan dalga geçme amacında olan 5 tane öykü anlatıyor. Öyküler maalesef, küçük ve orta büyüklükteki işletmelerde sahneye çıkan KOBİ stand-up'çısı espri düzeyini aşamıyor. Film de dandik fragmanından daha iyi ama ilkinden 1-2 tık geride (Bir tık: Sinema yazarı ölçü birimi. Yarım eleştirmen parmağına denk düşer)...


-Saç tıraşı 15, kulak kılı yakma 5, dandirik öykü anlatma 10 lira abicim...


Genel anlamda neye benziyor?

Film, Serkan Altuniğne'nin bol balonlu karikatürleri ile televizyon skeci formatları arasında kalmış gibi... Bu arada kalmışları hep sinemaya koymalarına alıştık ama, sondaki tek bir espri için 15-20 dk. abartılar silsilesi izleyince de insanın şikayet edesi geliyor. Filmin çeşitli anlarında, bol yetkili birini çağırıp "Bakar mısınız, bu esprinin son kullanma tarihi geçmiş", "Lütfen şunun abartısını biraz kısar mısınız" şeklinde dert iletmek istiyoruz.

Skeçlere baktıkça, 'emekli babanın sosyal medya ile imtihanı' haricindeki bölümler, karikatür balonu olarak kalsa da olurmuş, diyoruz. Keşke diyoruz, bu öyküler, vizyona girmek yerine, bir flood tweet olarak şansını deneseymiş, ne bileyim, "Biri köyde yaşamak istiyorum deyince ben" şeklinde birkaç caps ya da 5 karelik çizgi roman olsaymış... Yani, alternatif çok ama film çekeceğiz diye tutturmuşlar.


-Şimdi biz film olarak başlayalım, olmadı köy dizisine çeviririz... 


Oyuncu kadrosunun parlama düzeyi?

Kadro, ilk filmdeki gibi parlamıyor. Tamam, Cem Gelinoğlu da Onur Buldu da sempatik insanlar ama onları görünce aklımıza vine tripleri ya da Güldür Güldür'deki cüce esprileri geliyor, konsantre olamıyoruz. Şebnem Bozoklu'nun enerjisi yine filmden taşarken, genç Yağmur Tanrısevsin, güzelliğini konuşturuyor.

Güzel olması ve arada bir şaşırması dışında çok bir şey yapmasına gerek kalmayan Tanrısevsin'e de minnak bir parantez açalım: Kendisi yakın arkadaşımın, üniversite zamanı beraber okey masasına oturduğu biri (belki taşlamıştır bile). O nedenle, benim de tanıdığım sayılır. Bir 'Zaytung Sinema selamı' gönderelim kendisine...


Biri ona "Hey, tanıdın mı beni? Ben o şey zamanındaki Şey..." deyince ünlü...


Unutmadan, Zafer Algöz'ün müthiş performansından dolayı kendisine kocaman bir parantez açmak gerektiğini belirteyim:

(

Puan:  35 (Madem bu kadar az puan vermek, neden iki saat filmden bahsetmek?)
 

Pete ve Ejderhası (Pete's Dragon) - Piti'nin sivimli ijdirhıısı

1977 yapımı filmin 40 sene sonra gelen yeniden yapımını David Lowery çekmiş. Kendisini en son Ölümsüz Aşk filminin kamera arkasında, çaktırmadan Blake Lively'i keserken görmüştük.

Sweet çocuk, hot aile, soft fantastik gibi türler ile anabileceğimiz, ormanda büyüyen bir çocuk ile içinde kötülük-fesatlık taşımayan ejderha dostluğu filminin fragmanı:


Kim, ne oynuyor?

Yılların elden ayaktan düşüremediği, hatta yaşlılığın çenesini daha sempatik bir hale getirdiği Robert Redford, ormanda gördüğü ejderhayı anlatıp da kimseyi inandıramayan bir kasaba dedesini canlandırıyor. En son Jurassic World'de, yapımcıların 'taş teyze' rolüne uygun gördüğü Bryce Dallas Howard da 'gençliğinin anaçlığını dizginleyemediği' bir karakterde...

Bunlar yan karakterler. Asıl odağımız Pete (Oakes Fegley); küçükken trafik kazası geçirmiş insan yavrusu... Ormanın ortasında çaresiz kalınca bunu, Elliot diye çağırdığı ejderha bulup yetiştiriyor ki, sonra Amerikan ailesi gelsin ve medeniyete götürsün diye! Demek işler böyle yürüyor? Demek, orman piknikte, çocuk medeniyette güzeldir diyorsunuz? Peki, yavrusunu kartallar götüren Fatma Girik gibi bahrına taş mı bassın o ejderha? Siz, cümle aleme "Ponçik bir aileye sahip olmak süperdir" mesajı vereceksiniz diye mi hep bunlar?..


Elliot'ın "Yaklaşırsanız keserim çocuğu, gelmeyin" anlamına gelen 'gecekondulu anne refleksleri'ni izliyoruz...
 

Ne öğreniyoruz?

Filmin güzel yanı, ejderhalara, yani bilinmeyene karşı önyargıları kırma ihtimali... Biz yetişkinler, daha önce, Game of Thrones'ta çatır çatır kırmıştık önyargılarımızı, ejderhaları can dostumuz gibi görüyorduk zaten. Şimdi sıra çocuklarda! Yalnız, önyargılarını kırdılar diye, börtü-böcek ne buldularsa eve getirsin mi, "Bu ne" diye hiç düşünmeden her tüylüyü sahiplensin mi tartışılır.

Bir de: Ejderhası güzel tasarlanan ve gerçek çekimlere iyi yerleştirilen film, çocuklara yönelik bir "Toplum içinde nasıl davranılır?" eğitimi gibi... Misal, kötü niyetli insanlar, 20-25 dk. sonra özeleştiri verircesine ejderha-bebe önünde utanıyor. Ejderha bile, haddini bilmesini gereken yerde, aile karşısında boynunun kıldan ince olduğunu gösterir gibi, başını eğiyor. Her şey, bizim bebeyi eğitmeye yarıyor.


-Ejderha da olsa, orman çocuğu da olsa, kimseyi toplum içinde parmakla göstermemeliyiz çocuğum....

Puan: 10 yaş sonrası için 40 civarı...


Trendeki Kız (The Girl on the Train) - Bir 'cam kenarı' gerilimi...

Emily Blunt'ın Oscar heykelciğine yakışır bir performans sergilediği söylenen filmin yönetmenliğini Tate Taylor üstlenmiş. Paula Hawkins’in 2015'te yayımlanan romanından uyarlama. Kitapçının Best Seller bölümü önündeki uyarlamacı yönetmen kalabalığında kitabı ilk kapan o olmuş: 


Neler oluyor?

Türkçe baskısında kapağı, birebir trene benzeyen kitaptan birebir uyarlamaymış. Boşanma depresyonunda, alkol bataklığındaki Rachel (Emily Blunt) her gün tren yolculuğunda camdan gördüğü, huzurlu bir çifte gıpta ve haset içinde bakıyormuş. Gözler de mavi ve haset dolu* olunca olunca, çiftin de huzuru kaçıyor ve 'o kadın' ortadan kayboluyormuş.. İşte sonrası, uyarlamacı yönetmenlerin piri David Fincer'ın sinemaya uyarladığı Gone Girl'e benziyor.

Yurt dışındaki eleştirmenler, sürekli Gone Girl ile karşılaştırıp duruyor da yönetmen Taylor'u ortam içine çıkamaz hale getiriyor. David Fincher'a sürekli arama geliyor, telefonda "Senin filmi tutar mı bu hiç, manyak mısıın" diyorlarmış. Yine Fincher'a yaramış...


*Şimdiden Oscar'a aday olan, haset dolu renkli gözler...


Peki ya Hitchcock?

Filmi, Alfred Hitchcock gerilimlerine benzetenler de var ama, öyle kolay değil o iş... Hitchcock ki "Kül Kedisi'ni yapsaydım seyirciler faytonun içinde ceset arardı" diyen bir yönetmen... Yani ustam yaşasaydı da bu filmi yapmış olsaydı şöyle olurdu: Daha ucuza getirmek için ineceği yerden 3 durak öncesine bilet alan yolcunun 3 duraklık gerilimi... Ya o o koltuk sahibi gelir de kaldırırsa?.. N'apacak, vagon arasında mı gidecek 3 durak?..

Yazarken gerildim şu anda...


En iyisi yemekli vagon tabii...

Puan: Gidiş-dönüş indirimi...
 

Pamuk Prens - ve kaşı...

Birol Güven yapımcılığında, senaristliğinde çekilen filmin başrolünde, "...bababa" repliğiyle bilinen ve hayata dair genel düşünceleri de bu minvalde olan Tamer Karadağlı oynuyor. Karadağlı, filmde kendisini canlandırıyor. Birol Güven de öyle... 3 küsur dakikalık fragmanda; bütün oyuncuları, filmin başı-sonunu, senaryonun çatışmasını hep gösteriyorlar, sağolsunlar. Eski eşiyle barışıp barışıp ayrılıyor filan, çapkınlık yaparken tek kaşını kaldırıyor...

Bunun dışında, kayda değer bir şey yok gibi. Bi' de siz bakın:

Puan: Çocuklar görmesin...
 

Diğer:

Afişiyle bile "Benden çok bir şey beklemeyin, ama liseliysen gel tabii" mesajını veren Bayram Abi  ve okul öncesi çağında, iki boyutlu bebelere göre hazırlanmış yerli animasyon Canım Kardeşim Benim de haftanın diğer seçenekleri...

 

SONUÇ - Filmekimi'ne alıyorlar mı bizi de?

Boşver şimdi bu filmleri, biz seni Filmekimine alalım. Özellikle Sieranevada, Toni Erdman, Elle, Paterson gibi filmler çok beğenildi söyleyeyim. Yerli bir alternatif arıyorsanız, benim de çok merak ettiğim Albüm'ü görebilirsiniz. Sonra mesela, eleştirmenleri ikiye bölen, Ken Loach'un ve Dardenne Kardeşlerin filmlerini izleyip siz de ikiye bölünebilirsiniz. İstanbul ve Ankara'daysanız kaçırmayın. Ben de Eskişehir'e geldikten sonra kafamı Filmekimine sokmayı düşünüyorum.

O zaman bu haftanın en güzel görsel olayı, Athena'nın Ses Etme klibiyle bitirelim:

Twitter: @duraladam

-BİTTİ (Haftaya da Dan Brown'dan bi uyarlama çakalım mı?)-

(murat dural bildirdi)


facebook'ta Paylaş twitter'a yolla Allah'a havale et

Sizin Yorumlarınız:

Sıradaki Sinema İçerikleri:

pekila.comPekila.com içerikleri:

Sıradaki Haberler:

(24.4.2018)

BBP Genel Başkanı Destici: ''Erdoğan'ı bir şekilde seçtirmemeye yönelik bir çalışma yürütülüyor...''

"Bunlar çok ciddi suçlamalar. Umarım elinde muhalefetin seçim çalışması yürüttüğüne dair sağlam kanıtlar da vardır. Yoksa altında kalır..."

Tahsin Okumacık, İşletmeci


Diğer yorumlar ->

(12.4.2018)

İstanbul Taksiciler Birliği Başkanı: ''Uber kullanan vatan hainidir...''

"Biraz ağır konuşmuş olabilir ama onu da anlamak lazım. Sizin sadece plakayı kiraya vererek oturduğunuz yerden milyonlarca lira rant getiren ekmek teknenize biri çomak soksa siz de sinirlenmez misiniz?"

Tülay Demçağlar, Mali müşavir


Diğer yorumlar ->