Zaytung.Com
Zaytung
Uzun uzun yaz
Zaytung'u reklamsız
okumak ister misiniz?
SİNEMA

Dünya Sular Altında, İnsanlık Yok Olmuş Ama Neyse ki Kedi Var: Flow

-> Fon vurgununa karışan AKP’liler: ''Hangi elçilikse gider paşa paşa cezamızı çekeriz…''
-> Fon vurguncuları listesinin açıklanmasına, vurguna karışmayan az sayıdaki AKP'linin engel olduğu ortaya çıktı: ''Adımız enayiye mi çıksın?''
-> Fon vurgununa karışan AKP'li üst düzey isim, yurtdışı kadrosu yetersizliği nedeniyle Türkiye'nin Ankara Büyükelçisi olarak atandı...
-> AKP'den radikal karar: Fon vurgununa karışmayanlar açıklanıyor...
-> Fon vurgunu nedeniyle görevden alınan bürokratlara Dışişleri Bakanlığı'ndan rahatlatan açıklama: ''Herkese yetecek kadar büyükelçiliğimiz var...''
FOTOHABER

Sloganın mimarı AKP Milletvekili Ertan Aydın'dan samimi itiraf: ''Türkiye Yüzyılı dediğimiz şey zaten tam olarak buydu...''

Gazeteci rehin alma operasyonlarında gaza basan Fon Vurguncusu AKP Örgütü, bir sonraki soygunda işi şansa bırakmamaya kararlı...

Zaytung Store Banner
SPOR

Filenin Sultanları’nın Şampiyonluğuyla Yüklenen Moral İçin Kritik Uyarı: ''İdareli kullanırsanız pazartesi öğlene kadar yeter...''

Filenin Sultanları’nın VNL şampiyonluğuyla ülke genelinde kısa süreliğine yükselen moral seviyesi üzerine uzmanlardan peş peşe uyarılar geldi. Şampiyonluğun pazar gününe denk gelmesinin sevindirici olduğunu belirten uzmanlar, elde edilen "Türkiye`de güzel şeyler de oluyor" duygusunun bilinçli bir şekilde tüketilmesi halinde pazartesi öğlen saatlerine kadar dayanabileceğine dikkat çekti. devamı...
VİDEOHABER

Vücut Dili 101: "Bildiklerimi anlatıp hepinizi patlatmak, şu ağzımdaki sakızı patlatmaktan daha kolay ama yine siz bilirsiniz" diyen özgüvenli erkek yürüyüşü...

BLOG

Yengeç Burçları İçin Yeni Yaşta Arabeske Bağlamadan Hayatta Kalma Rehberi

ASTROLOJİ

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

Maddi konularda güzel haberler alacağınız bir döneme giriyorsunuz. Ya da sırf bunu duymak için astroloji bölümünü okuduğunuzu biliyor ve etkileşim için sizin duygularınızla oynuyoruz. Şu an biz de çok emin değiliz. Haftaya bir tekrar gelin siz en iyisi... devam...

AKP Denizli Milletvekili Nilgün Ök: ''18 yıl önce araba var mıydı?''

"Genel Başkanları buzdolabı olmadığını iddia ediyordu. Bu yine biraz insaflı çıktı.."

Hay Allah, Canınız mı Çekti? İşte Size Birbirinden Keyifli Öykü Platformları...

N'olmuş n'olmuş?

Zaytung Zone

''Amaaan şimdi eve gidip kim yemek yapacak?'' şeklinde düşünen takipçilerimizi diğerlerinden bi tık daha fazla seviyoruz, dürüst olalım...

Popmundo: Maceralar

Küçük Yatırımcıyla Birlikte Yanlışlıkla Dünyanın En Büyük Varlık Fonunu da Dolandıran AKP, Norveç'ten Özür Diledi: ''Siz arada kaynadınız ya...''

Türkiye'yi sarsan fon skandalında yüz binlerce küçük yatırımcının yanında Norveç Varlık Fonu'nun da mağdur olduğunu açıklaması üzerine AKP'nin Oslo yönetimiyle temasa geçerek gayrıresmi şekilde özür dilediği öğrenildi. Dışişleri kaynaklarından edinilen bilgilere göre, başlangıçta yalnızca yerli küçük yatırımcıları hedefleyen vurgunun bir noktada kontrolden çıkarak dünyanın en büyük varlık fonunu da çarpmış olması "talihsiz bir kaza" olarak nitelendirilirken, Norveç halkından haklarını helal etmeleri istendi. devamı...

AKP'den Bir Tövbe Fırsatı da Gazetecilere: ''Fon vurgunu haberlerini gönüllü olarak bırakın, tutuklamayalım...''

Fon vurgunu skandalının üzerini örtme çalışmaları kapsamında son 1 ayda çeşitli bahanelerle 10'dan fazla gazeteciyi tutuklayan, 1300'ün üzerinde sosyal medya hesabını ve T24 haber sitesini engelleyen ve Halk TV'ye kayyum atayan AKP yönetimi, son olarak Murat Ağırel'in de tutuklanmasının ardından yoğunlaşan "basın özgürülüğü" eleştirileri üzerine harekete geçti. "Tövbe hesabı" sistemiyle fonlardan kazandıkları paranın bir kısmını gönüllü olarak iade edenlere yargılanmama teminatı veren uygulamanın, vurgunu haber yaptığı için tutuklanan gazeteciler için de hayata geçirilmesi planlanıyor.devamı...

Sinema

Can Feda (Afrin Operasyonu'nun beklenenden erken bitmesiyle ciro beklentisi negatif yönde revize edilen Burak Özçivit yatırımı)

Eski Kocam(ız), Eyvah Karım, Karımı Gördünüz mü, Kızım ve Ben, Bırakın Çocuk Oynasın... Bunlar, bu hafta vizyona giren filmlerin bazıları... Haftanın sinema gündemi İstanbul Film Festivali olunca, sinema salonları birbirlerine oturmaya gitmiş de dedikodu yapıyor gibi; eski kocasını çekiştiriyor, karısıyla şakalaşıyor, kızını övüyor, evde oynayan çocukları öpüyor gibi... Bir de o sırada TV'de sanki şehit haberi veriliyormuş, hemen ardından magazin başlamış ve Burak Özçivit bir şeyler konuşuyormuş gibi bir film var: Can Feda.

O zaman, belleğimizde kalan önemli bir asker filminden bir video paylaşıp öyle geçelim haftanın vizyonuna:

 
Askerlere moral vermek için orada bulunan bir Şaban...

 

Can Feda - Kerem Bursin de oynuyor evet... Bürsin de olabilir...

Filmin yapımcılığını TAFF Pictures ve Burak Özçivit yapıyor. Doğrusu Özçivit suratını nereye koyarsa koysun para getireceğini biliyor, ona göre yatırım yapıyor. Başrolde Özçivit ile beraber Kerem Bursin (Buğsaayn diye okunabilir) oynuyor, M. Çağatay Tosun diye bir adam yönetmenlik ediyor, Özçivit Bey'in Kardeşim Benim serisinde çalışan Zafer Külünk de senaryoyu yazıyor. Evet, bu aralar yakışıklı askerlerin Vatan filan dediği diziler-filmler tutuyor (ya da tutacağı düşünülüyor)...


 

Sinopsiste mekan ismi geçmiyor ama Suriye’de geçiyormuş olay. Sinopsiste, Suriye yerine 'dünyanın en tehlikeli bölgesi' yazmışlar ve Türk ordusunun müttefiki olmadığını vurgulamışlar; böylece daha filmi izlemeden gaza gelelim, kafamızın yarısı yok gibi Yaylalar söyleyelim istemişler. Neyse, konumuz; Dağ 2’deki gibi Türk askerlerinin bir Türkmen köyünü koruması... Öncesinde de Yüzbaşı Alparslan (Burak Özçivit) komutasındaki özel timin Pilot Yüzbaşı Onur kılığındaki bir Kerem Bursin’i kurtarması...

O değil de Özçivit'in emrindeki askerlere bağırırken rol kesememesi? Böyle bir karakterin iyi durması için tecrübeli bir oyuncunun canlandırması gerek belli ki, Özçivit'te olmuyor, sesi komutan taklidi yapan ergen gibi çıkınca komik duruyor. Galada giydiği ayakkabı kadar komik durmuyor gerçi...


Madem ki Türksün, ayakkabını göster ürksün...
 

Dağ 2 mi Nefes mi bu mu?

Klasik bir gazlı asker filmi Can Feda; kamuflajlı giysiler üzerinden bol duygu sömürüsü yapılan... Hem cihatçılar hem Kürt örgütleri düşman olarak bellenmiş, bu iki grup müteffik olarak konumlandırılmış. Filmin politik temeli, kahvelerde yaşayan 50 yaşındaki göbekli bir işçi servisi şoförüne dayandırılmış gibi. Orta Doğu'da telsizle İngilizce haberleşen gruplar bir yandan çok korktukları Türklerin kuyusunu kazmak için her şeyi yaparken seyirci de hemen tepkimeye girsin ve Türklükle övünsün istenmiş.

Prodüksiyonuna para harcandığı belli olan ve bol çatışma-vuruşma sahnesiyle ilerleyen  film, Dağ 2’nin de Nefes’in de gerisinde… Zaten Dağ 2’nin aksiyon kalitesi yok, Nefes’in senaryosundaki psikolojik etki de yok. Ne var? Birazdan sıralayacağım, akla zarar birtakım gereksizlikler var. 


Deportivo'nun astığı Türk bayrağı bizi övündürmeye yetiyordu zaten, boşa masraf yapılmış.


* Burak Özçivit önlerinde yürürken emrindeki askerlerin arkalarından onu övmesi çok gerekli midir? Yoksa, dağlık alanda zor şartlar altında ilerlerken övgü almak, ekmek gibi, su gibi bir şey midir? O anda yeteri kadar övülmezsek kan şekeri, tansiyonu filan düşer de, Allah muhafaza...

* Peki ya düşman örgütlerinin Türklerin arkasından ve kayalar ardında gizlenen birtakım Türklerin duyabileceği şekilde Türk övgüsü yapmaları? Sakallı birtakım silahlı adamlar tarafından övülmeye de mi ihtiyacımız var? Bu şey gibi mi; hani sen yokken birileri seni övsün ve o ortamdan biri daha sonra sana "Senin hakkında çok güzel şeyler diyorlar" desin istersin... Böyle bir fantezi mi?


Yeterince övülmüş bir Burak Özçivit, dağlık alanda on kaplan gücündedir...
 

* Peki ya her yüzeysel savaş filminde olduğu gibi, asker yarası saran kadın doktor (ya da hemşire) ile yakışıklı asker arasındaki yakınlaşma? Milli duygu, libidoyu bastırdığı için cinsellik gelişemiyor ama o kamuflaj ardında şaha kalkan libidoyu seziyoruz biz. Aynı anda hem üniformalı hem de doktorlu fantezi, ohhh, tövbe tövbe...

* Peki Kerem Bursin’in "Biz Mehmetçikiz ve Mehmetçik hiçbir zaman höyhöy" deyip Doktor Seher'i göğsünde yumuşatması, onu bu şekilde tavlama çabası? Kardeş ayıp olmuyor mu öyle, kendi dürtün için Mehmetçik'i araya sokuyorsun?! Başka bir şey yap, ne bileyim kaslarını sıkıp parmağında tabanca çevir, Eyvanına vardım diye şöyle güzelce başla da bi Türkmen Gelini türküsü söyle!


- Ne demek lan Kerem Bürsin daha yakışıklı?!
 

Çocuğumuzu götürelim mi?

Film, bir yandan bedelli askerlik kovalarken bir yandan da çatışma sahneleriyle gaza gelmek isteyen yetişkin erkeklere göre değil. Daha çok, süper kahraman filmi eksikliğinde, Süper Mehmetçik niyetine izlensin ve meraklısı olan kadınlar uzun boylu ve yakışıklı askerlere ağlasın istenmiş. Hele ki son kısımda film, bol müzik ve ağlayan karakter eşliğinde uzunca bir duygusal şehit haberine dönüşmüş, uzadıkça uzamış. Neyse biz uzatmayalım; parayı bastırıp bedelli yapan adam, parayı bastırıp askerli film yapmış, güzel güzel gidiverelim. (Haydaa, sinema yazısını CHP Sözcüsü gibi bağladım, niye öyle oldu? TV mi açık kaldı acaba içeride?)


Ya sen sinemasın, neden savaş filminden yeni çıkmış bir ergen gibi gaza geliyorsun?
(Görsel Kaynağı: Barış Toker)

Puan: "Yine de Bordo Bereliler serisinden iyidir" anlamında bir 30

 

Eski Kocam(ız) (Forget About Nick) - New York'ta geçen bir Alman filminde, Haluk Bilginer ile övünme deneyimi...

Son olarak Şahsiyet'te görüp övdüğümüz, "Bir filmde-dizide görsek de övsek" diye övmeye bahane aradığımız Haluk Bilginer usta oyuncu kadrosunda yer alıyor, filmin de tek numarası bu gibi duruyor. Senenin 'İçinde azıcık Haluk Bilginer bulunduran yabancı filmi' olarak vizyonda yerini alıyor. Yönetmen, 76 yaşındaki Alman sinemacı Margarethe von Trotta, tür de 'azıcık komik, dertli kadınlı romantik dram'.

 
 

Şöyle kısaca şeyaparsak:

Nick adındaki Haluk Bilginer abimiz, eşini daha genç bir kadın için terk ediyor. Jade adındaki ablamız, lüks evinde yapayalnız kalırken sonra Nick'in daha da eski eşi geliyor Cennet Mahallesi'ndeki Pembe'nin modern versiyonu olarak "O evi sana kaptırır mıyım şıllık karı" diyerek eve çöküyor, derken iki kadın arasında psikolojik bir savaş başlıyor. Dediklerine göre espriler tat vermiyor, entrika da bir yere varmıyor. Zaten Haluk Bilginer de sıkılmış gibi, filmin başında biraz, sonunda biraz görünüyor. Haluk Bilginer'in oynadığı 5-10 dakikalık sahneleri toplayıp piyasaya sürseler bari de onu izlesek, 'daraltılmış versiyon' gibisinden...


Tam bir kart zampara gibi giydirilmiş yalnız Haluk abi... Yakışır...

 

Karanlık Sır (Marrowbone) - Ana yok, baba yok, hayalet var, oof offf....

Dört kardeş var; isimleri akılda kalsın diye kısa yazılmışçasına Jack, Billy, Jane ve Sam (kaldı mı?). Bunlar yetimhaneye gönderilmemek için annelerinin ölümünü saklıyorlar fakat evin içinde daha karanlık bir sır onları bekliyor. Yapım, İspanyol yönetmen Sergio G. Sanchez'in ilk uzun metraj filmi oluyor. Akla yer yer Pan'ın Labirenti'ni, yer yer Şeytanın Belkemiği'ni, yer yer de Diğerleri filmini getiriyor (daha doğrusu izleyen eleştirmenlerin aklına bunlar gelmiş, maşallah maşallah). Gerilim türündeki filmde baba figürü de sorgulanıyor, eşini tanıtırken 'babamız' diyenlere de iki çift laf ediliyor.


 

Diğer:

Eyvah Karım: Fragmanı izledikçe daha kötü olan bir yerli komedi... 'Kötü yerli komedi emekçileri' olarak tabir edebileceğimiz az ünlü oyuncularla beraber...

Karımı Gördünüz mü: Nuri Alço, Tecavüzcü Coşkun, Ivana Sert ve birkaç bikinili kadın olunca komik olacağı düşünülen bir komedi denemesi daha...

Fındık İşi 2: Cal Brunker'ın yönettiği Fındık İşi 2 animasyonu, Sincap Surly ve arkadaşlarının lunaparka dönüştürülmek istenen parkı koruma mücadelesini gösteriyormuş. Oo bildiğin Gezi Direnişi bu, tam da ekşi'ye "animasyon filminde gezi parkı göndermesi" diye başlık açmalık...


Aaa şey değil mi şu mavi gözlü olan, Mehmet Ali Alabora...
 

Louis ve Luca: Büyük Peynir Yarışı: Bu da haftanın diğer animasyonu... Peynir yarışı var, paylaşım var, arkadaşlık var, amanın da amanın, stop-motion muymuş bi de bu...

Kızım ve Ben: Kızı Zülal Memişoğlu, babayı Cemal Hünal oynuyor ve bu da haftanın ağdalı dramı oluyor. Zamanının Issız Adam'ı ne filmlere düştü be dedirtiyor: Zamanının Issız Adam'ı ne filmlere düştü be!

Bırakın Çocuk Oynasın: Atalay Taşdiken ve Hacı Mehmet Duranoğlu yönetmenlik ediyor, onları 'Ah Yalan Dünyada - Neşet Ertaş' isimli belgeselden hatırlıyoruz. Hatırlayamazsak da kusura bakmasınlar lütfen, her hafta bir sürü gereksiz filmle uğraşıyoruz. Neyse bu belgeselde sinema teknolojisinin Osmanlı coğrafyasında yaygınlaşma süreci gösteriliyor. İsmi de muhtemelen sinemanın Osmanlı'da çok ciddiye alınmamasına gönderme yapıyor.


Belgeselin fragmanı yok yalnız, şu görsele bakarak gerisini tahmin etmeye çalışın...

 

SONUÇ - Yine mi yok?

Evet, yine 2-3 A4 sayfası tutarınca yazı yazdım ve yine bu Sonuç bölümünde size hiçbir film öneremeyeceğim. Festivale gidin işte be! Gidemeyen de belki Karanlık Sır'ı deneyebilir, bulabilen olursa Bırakın Çocuk Oynasın belgeselini deneyimleyebilir. Çocuk için baktıysanız, iki güzel animasyon var, sizin küçüğün beynini bi güzel yıkamak için Fındık İşi 2 animasyonu tercih edilebilir.

Haydi hepinizi öpüyor ve İstanbul otobüsüne yetişmek üzere evden çıkıyorre...

Twitter: @duraladam

-BİTTİ (Haftaya inşallah festival izlenimleri var)-

(iletisimcevahiri Brüksel'den bildirdi)


facebook'ta Paylaş twitter'a yolla Allah'a havale et

Zaytung'u reklamsız
okumak ister misiniz?

Sıradaki Sinema İçerikleri:

Sıradaki Haberler:

(25.11.2020)

AKP Denizli Milletvekili Nilgün Ök: ''18 yıl önce araba var mıydı?''

"Genel Başkanları buzdolabı olmadığını iddia ediyordu. Bu yine biraz insaflı çıktı.."

Uğurhan Culak, Elektrik tesisatçısı


Diğer yorumlar ->

(3.10.2020)

MHP Mv. Erkan Haberal, özel şoförünün makam aracıyla çarparak ezmeye çalıştığı güvenlik görevlisini suçladı...

"Halkın parasıyla halkı ezme işini mecazen yaptıkları günleri özlüyorum..."

Tülay Sağcıklar, Öğretmen


Diğer yorumlar ->