Zaytung.Com
Zaytung
Uzun uzun yaz
SİNEMA

Pazar Gecesi Ekranda Katil Arama Qeyfi: Yargı...

Advertisement
-> Emine Erdoğan, akaryakıt zamları sonrası motorlu taşıtlara seslendi: ''Gelin porsiyonlarımızı küçültelim...''
-> Türkiye Uzay Ajansı Başkan Yardımcısı Ahmet Buğdaycı, mazota gelen son zamlardan sonra uzaya çıkma planlarını bir yıl ertelediklerini açıkladı…
-> KYK yurtlarında porsiyon küçültme uygulamasının adı belli oldu: ''AKP rejimi...''
-> ''Sabah hahvaltısında Mazot içmiyoruz'' diyen Akit Yazarı Ali Karahasanoğlu'nun bu kafaya ne içerek ulaştığı gizemini koruyor...
-> TÜİK: ''Türk halkının % 70'i sabah kan tahlili verebilecek açlık seviyesinde işe gidiyor...''
FOTOHABER

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, bir grup ağaçla bir araya geldi...

Dışişleri'nde ''Geleneksel Toplu Nota Verme Şenlikleri'' start aldı...

BLOG

Zaytung Özel Röportaj: Ersin Karabulut ile İstanbul'daki Sergisini, Fransa’daki Mütevazi Şöhretini ve Okurken İçten İçe Gıcık Olacağınız Diğer Marifetlerini Konuştuk...

VİDEOHABER

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Bakın son kez anlatıyorum, karpuz seçerken öncelikle...''

ASTROLOJİ

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

Sevgili Koçlar, en son bundan yaklaşık 3.5 yıl önce sizin burca güzel bir şey yazmışız. Biz üşendik şimdi de siz arşivden girip bi bakıverin. Önümüzdeki 2 yıl da onunla idare etmeniz gerekecek çünkü.... devam...

Belediyenin Almanya’ya eğitime gönderdiği 45 kişiden 43'ü geri dönmedi...

"Aslında dönecekler ama orada kurulu düzenleri var. Yoksa vatanımız cennet..."

Yeni Dönem Karantina Günlerinize ve Story'lerinize Renk Katacak 5 Şahane Öykü Kitabı

Milli Takım'da Kamyonla Para Verilip Yalvar Yakar Takımın Başına Getirildikten Sonra Kuyruğuna Teneke Bağlanarak Yollanacak Yeni Teknik Direktör Arayışları Başladı...

6-1'lik Hollanda yenilgisinin ardından A Milli Futbol Takımı'nda Teknik Direktör Şenol Güneş'in koltuğu sallantıya girerken, Güneş yerine gelebilecek isimler de şimdiden tartışılmaya başlandı. devamı...

N'olmuş n'olmuş?

Zaytung Zone

''Amaaan şimdi eve gidip kim yemek yapacak?'' şeklinde düşünen takipçilerimizi diğerlerinden bi tık daha fazla seviyoruz, dürüst olalım...

Popmundo: Maceralar

Fahiş Fiyat Uygulayan Benzin İstasyonu, Duyarlı Vatandaşlar Tarafından Polise İhbar Edildi: ''Ekonomik darbe yoluyla ülkemize diz çöktürmeye çalışan bu hainler...''

Bu akşam saatlerinde İstanbul Göztepe'deki bir akaryakıt istasyonunda aracına mazot almak için duran Muzaffer Durgunlar(42), kendisinden litre başına  8 TL talep eden istasyonu ''ekonomik darbe yoluyla hükümeti devirmeye çalıştığı" gerekçesiyle polise ihbar etti. devamı...

Akaryakıtta Beklenen Müjde Geldi: ''Bundan sonra benzinin litre fiyatına zam yok, litreyi azaltacağız...''

Akaryakıta art arda gelen zamların ardından kamuoyundan yükselen tepkileri dikkate alan Enerji Bakanlığı'dan beklenen müjdeli haber sonunda geldi. Son olarak litresi 8 TL'ye kadar yükselen benzinin bundan böyle mevcut fiyatlarında sabitleneceğini açıklayan Bakanlık, hali hazırda 1000 sanimetreküp (cc)'ye eşit olan Litre ölçü biriminde ise piyasa şartlarına göre değişikliğe gidileceğini duyurdu...devamı...

İç Savaş ve Kıtlık Yüzünden Nüfusu 117 Kişiye Düşen Afrika Ülkesi, Göçmen Alımına Başladı

Blog

Botokslu Friends'le Bir Kez Daha Yüzümüze Vurulan Acı Gerçek: Orta yaşlıyım, orta yaşlısın, orta yaşlıyız...

Meşhur 90'lar dizisi Friends'in yakın zamanda ekrana gelecek özel bölümü nedeniyle orada burada bol bol botokslu Friends suratlarıyla karşılaştık ve mecburen şu düşünceyle yüzleştik: "Mk yaşlandık be..." 

Bu siteye uzun yazı okumak için girdiğinize göre muhtemelen siz de orta yaş belirtileri gösteriyorsunuz ve ben de, orta yaşlılık mağdurları olarak hep beraber bir terapi yapalım diyorum! Yuvarlak oluşturmuşuz ve "İşte o talihsiz günde, aynada ilk beyaz saçımı gördüm" diye birbirimize sorunlarımızı anlatıyormuşuz gibi düşün...

Tamamsanız sözü alıyorum ve küçük çaplı anksiyete krizleri eşliğinde orta yaş belirtilerimizi konuşmaya başlıyorum.


İlk belirti: Bizimkiler'in horozlu Katil Yavuz'unu ve Sözcü'nün ilk reklamlarını hatırlamak...

 

1. Yüksek ses intoleransı - "Ya bu koduğumun gürültüsü nereden geliyor?"

Belki zamanında metalciydik, ortalık yerde bol bol çişli pet şişe, prezervatif ve bira tenekeleri olan rock festivallerinde gönlümüzce pogo yaptık, headbang gerçekleştirdik, gençliğimizi yaşadık. Ama onların üzerinden 10-15 yıl geçti, kulaklarımız biraz daha uzarken yüksek ses tahammülsüzlüğümüz arttı. Sesi fazla açık kalmış TV gördüğümüzde uzaktan kumandayla onu etkisiz hâle getirmeye çalışıyoruz artık ve aşağıdaki parktan çocuk sesi duymayıgörelim, çıldırıyoruz…

Bir anda pencereden dışarı sesleniyor, şakaklarımızı işaret ederek "Şşşt oğlum, niye bağırıyorsun kafa bu da kafa" derken bulabiliyoruz kendimizi. Sonra içeri girip istemsizce Melihat Gülses - "Şavkıması Sana Doğru Yolların Günaydınım" şarkısını açıyoruz, içimize orta yaşlı bir huzur dolduruyoruz. Sanki, az önceki olayın üzerinden iki yıl geçmiş gibi geliyor... 


O zaman bu konser sevip de kavuşamayanlara gelsin...
 

2. Musallat olan 3 harfliler: BES, SGK, EYT…

Orta yaşa giriş yapmak demek, 3 harfli birtakım hayat gerçeklerinin algılarımızı sürekli taciz etmesi demektir. SGK'nın tam yatması, EYT mağduriyeti, BES yatırımı, yüksek ÖTV gibi olgular gelip hayatımızın merkezine yerleşmiştir. Artık çevremizde bunları duyunca ister istemez kulak misafiri oluruz. Bir muhabbette SGK konuşuluyorsa hemen konuya dahil oluruz ve "dışarıdan yatırmak", "üstünü tamamlamak", "elden vermek", "gün doldurmak"  gibi birkaç yıl önce bize çok garip gelen tabirleri kullanmaktan çekinmeyiz. 

Bu sırada Z kuşağı, Twitch'te bit gönderir, bit ile cheer yapar, TikTok'ta duet yapar, cringe videolar çeker, anlamayız. Çaktırmamak için anlıyor gibi yaparız ama kafamız kendi üç harfli dertlerimizdedir. 


Gençken gülüp geçtiğimiz sosyal hizmetler uzmanı abi, sana o kadar ihtiyacımız var ki...
 

3. Bir şey yetiştirme ihtiyacı: "Azıcık ben de seveyim mi?"

Orta yaşın başları diyebileceğimiz 33-36 arasındaki dönemde (yaş aralığı tamamen kıçtan uyduruldu) çocuk sahibi değilsek, küçük bir şey yetiştirme eksikliğini hissetmeye başlarız. Milletin çocuğunu mıncırıp dururuz, Netflix izlerken durduk yere “Keşke benim de bu Koreli velet gibi gözleri çekik bi kızım olsa” diye iç çekip tuhaf hayaller kurabiliriz. En olmadı kediye, köpeğe, muhabbet kuşuna sararız. Acaba deriz, şöyle turuncu bir kedi sahiplenip sanki laftan anlıyormuş gibi "Dur kızım" "Kızım hayııır" "Yaapma diyorum sanaa" gibi komutlar mı versek? O da olmadı çiçek yetiştirip onla mı konuşsak? Ne bileyim balkona çilek fidesi dikip sevgimizle mi sulasak?


Şu sanal bebeklerden mi bulsak? Hani 10 yaşında 2 gün oynayıp attığımız...
 

4. Pişmanlıklar, teselli aramalar: "Benim de öyle dayım olsa..." 

Artık bir şeye sil baştan başlayıp başarılı olmak için geç kalmışızdır. O nedenle başarılı tanıdıkları görünce kıskancımızdan ölür, "vın vıınn" diye savunma mekanizmalarımızı çalıştırırız. “Benim elime de öyle fırsatlar geçseydi, ooooo” der dururuz. Müzisyen olan kişiye muhtemelen 9 aylıkken piyano dersi vermeye başlamışlardır, kaymak bir işe girenin mesleğini o yavşak dayısı ayarlamıştır, araba alanın belli ki babası zengindir, internette popüler olan da zaten bomboş insandır, influencer olması normaldir. Biz akıllı telefonu anca üniversite bitince görmüşüzdür, hey gidi... Hem nedir bu influencer soytarılığı? Hiç yakışır mı X-Y kuşağına?..


Benim de anam senarist babam yönetmen olsaydı ben de oooo....



5. Sağlıklı yaşam tripleri: Unlu mamüller batağı...    

"Sigarayı bırakıyorum", "Eti bıraktım", "19.30'dan sonra kesinkes ekmek yemiyorum", "Şekerli çayı bıraktım ve laktoz-fruktoz-glikoz... her türlüsüne mesafemi koydum" gibi radikal sandığımız kararlar vermeye başlamışızdır. Bizim için maksimum radikal kararlar bu seviyededir artık, "Okulu bırakıp devrimci olacağım", "Cebime kuruş para koymadan Avrupa'yı gezeceğim" gibisinden büyük kararlarımız yumuşamış, pembeleşinceye kadar kavrulmuştur. Bizim için sadece radikal sağlık tedbirleri vardır ve dünyaya dair en devrimci sloganlarımız en fazla şunlar olabilir:

"GLÜTENE HAYIR!", "ABUR CUBURA GEÇİT YOK!", "UNLU MAMÜLLER KAPATILSIN!", "BEŞLİ ÇETE HESAP VERECEK! (Un, şeker, tuz, yağ, işlenmiş et)"...


Bu reyon senin için batakhanedir artık ve uzak durman gerekir...
 

Anlayacağın, en büyük başarımız sebze-meyve reyonunda kuzu kulağı, roka ve tereyi birbirinden ayırabilmek olmuştur (Bu arada hiç de kolay iş değildir). C-D vitaminlerimiz, B12 desteğimiz derken, kapsül yiyerek yaşayan fütüristik insanlara dönüşmüşüzdür. Tabii sadece sağlıklı beslenmek yetmez, az yorucu bir sporu düzenli olarak yapmayı da arzularız. Kutlu 10 bin adım ülkümüzü gerçekleştirmek için sabahları parklarda tempolu yürüyüşümüzü yaparız. Güne iyi başlamışız gibi hisseder, öğle arasında da çakralarımızdaki tıkanıklığı açmak için nefes egzersizi yapacak olmanın heyecanını duyarız.


Bu görseli gören orta yaşlılar "Az yürür, şu ilerideki bankta da otururum" diye heyecanlandı bile...
 

6. Halk Tv sendromu: "Memleket olmuş Zaytung..."

Bu yaşımıza kadar keyfimizin goygoyumuzun peşinde olduğumuz için gündemi belki çok sallamamış olabilirizdir. Ama artık bir orta yaşlı özelliği olarak çabuk öfkelenen birine dönüşmüşüzdür ve 20 yaşındaki insanlar bile Kübra Par'ın programında kelalaka hikayeler dinlerken gündeme kayıtsız kalmak zordur. Kafamızın içi zaman içerisinde Halk TV ortamına dönmüştür. Düşünce akışımızı sızan Müjdat Gezen ulusalcı ve belaltı şakalar yaparken İsmail Saymaz birtakım gelişmeleri titizlikle özetler, öbür İsmail (Küçükkaya) birilerini sorularıyla sıkıştırırken Kılıçdaroğlu "Sabahın köründe kapınızı sütçüler çalacak" gibi vaatler verir.


Sıradan bir orta yaşlı kafasının içi (Temsili)


Artık üniversitede değilizdir, House M.D. dizisini baştan sona 3 kere izlemek gibi lükslerimiz yoktur.  Memleket bu haldeyken mecburen Sedat Peker'in düşük bütçeli ama IMDB onaylı politik-gerilim-komedi-mafya dizisinin yeni bölümlerini, bağlamla alakasız tuhaf müzikler eşliğinde 140journos belgesellerini takip etmek zorundayızdır. Daha sonrasında Twitter’dan çeşitli haberleri alıntılayıp “Biz nasıl bu hâle geldik”, “Yeter artık”, “Bu ne ya, Zaytung haberi mi?” yazmak, politik fenomenlerin tweet'lerini alıntılayıp "Yorumsuz...", "İşte memleketin özeti" demek yaşımızın gereğidir.


Better Call Soylu ilk iki bölüm...
 

7. Nostalji hastalığı: "Ah o 90'lar..."

10 sene önceki anıları 3-5 kere anlatmaktan sıkılmamışsak bu, orta yaşlı olduğumuzun en büyük ispatıdır ve biz orta yaşlılar eskiden bahsetmeye bayılırız. Eskinin her zaman, kendisinden sonra gelenden daha iyi olduğunu iddia ederiz. Zeynep gibi 90'lar popun çok bilinmeyen isimleri, Dokun Bana gibi eski yarışma programları, taso, meybuz, leblebi tozu gibi dandirik ürünler, "Sen Abdülhamit'i savundun" esprileri ile hatırladığınız tartışma programları belleğimizde yankılanır durur. Beynimizde yankılanıp duran sesin tonu ise Beyaz Show'daki helyum gazı içip konuşan ünlülerin "mik mik mik" şeklindeki o inceleşmiş sesidir.


Arada şu videoyu açıp güleriz de... Ne pis insanlarız be...
 

Birbirimize Neşet Ertaş'ın 90'lardaki sazlı sözlü muhabbetini, Ruhi Su'nun dost meclisinde Keten Göynek söylediği videoları gönderir, "Gören maaşallah desin / Digi digi dav dav digi dav dav" diye şarkı söyleyen Ruhi Su'ya da çok eğleniriz. Canımız sıkılınca Friends* ile Seinfeld dizilerini sabaha kadar kapıştırırır, "Ali Güven'in hangi Yolcu remix'i daha iyiydi" diye tartışmalar açarız. (İlk çıkardığı orijinal Yolcu). Canımız daha da çok sıkılırsa "Ali Güven mi daha çok yaşlanmadı, Tom Cruise mu**" gibi karşılaştırmalı geyikler de yapabiliriz...

* Yaşlandılar anasını satayım...
 


** Yaşlanmıyorlar anasını satayım...
 

Memleketteki genç orta yaşlılık üzerine aşırı ciddi bir son söz...

Bu orta yaşlılık konusundaki İngilizce makalelerde (Sedat Peker kadar olmasa da biz de okuyoruz bi şeyler), orta yaşın başlangıcını 55 yaşına kadar çektiklerini gördüm. Belli ki dedim, bu Batı'da yaşayanlar çok çökmedikleri için 45 yaşında kendilerine "Ben gencim ki" diyebiliyorlar. Biz ise 26'sında yaşlanıyor, gidip 21 yaşındaki bir başka gence "Yol yakınken yazılım öğren evlat" diye nasihatlar veriyoruz. Ne 55'i lan! Zaten orta yaşlıyız, çabucak öfkeleniyoruz, ne 55'i mk! Tövbe tövbe...

Neyse, herkesin geçmiş 21. yaş gününü kutlar, gençlik enerjilerinin sönmeyeceği uzun yıllar dilerim.    

Twitter ve Instagram: @duraladam

(murat dural bildirdi)


facebook'ta Paylaş twitter'a yolla Allah'a havale et

Yorumlar:

Sıradaki Blog İçerikleri:

Sıradaki Haberler:

(11.4.2021)

Belediyenin Almanya’ya eğitime gönderdiği 45 kişiden 43'ü geri dönmedi...

"Aslında dönecekler ama orada kurulu düzenleri var. Yoksa vatanımız cennet..."

Vahit Gözgel, Emekli


Diğer yorumlar ->

(25.11.2020)

AKP Denizli Milletvekili Nilgün Ök: ''18 yıl önce araba var mıydı?''

"Genel Başkanları buzdolabı olmadığını iddia ediyordu. Bu yine biraz insaflı çıktı.."

Uğurhan Culak, Elektrik tesisatçısı


Diğer yorumlar ->