Zaytung.Com
Zaytung
Uzun uzun yaz
VİDEOHABER

Maaşlarını isteyen işçileri polise coplatan AKP`li Yıldızlar SSS Holding: "Devlet aklı böyle istiyor... Bizlik bir şey yok..."

Zaytung Store Banner
-> Kemal Kılıçdaroğlu'nun elinden uçmayan güvercine yerel mahkemeden yakalama kararı...
-> Yıllar sonra milyonlarca Türk vatandaşını tek yürek haline getiren Kılıçdaroğlu'na yapılan hakaretlerin kitaplaştırılması gündemde. Ayrıntılar az sonra...
-> Kılıçdaroğlu'nun yarın yapacağı ''Halk Buluşması'' için uygun halk arama çalışmaları devam ediyor...
-> Bu bayram tüm ulusal kanallarda görünürlüklerini Kılıçdaroglu'na kaptıran kaçkın büyükbaşlar keyifsiz...
-> Erdoğan sonrası geçiş sürecinde denge unsuru olmak isteyen Kılıçdaroğlu’dan, Bilal Erdoğanlı, Berat Albayraklı ve Hakan Fidanlı Dörtlü Masa önerisi...
FOTOHABER

Ferdi Zeyrek'in ölüm yıldönümünü fırsat bilerek korsan grup toplantısı yapmaya çalışan Kemal Kılıçdaroğlu'nun görev bilinci Erdoğan'ı duygulandırdı: ''Şunun gibi 2 adamım daha olsa...''

Gürsel Tekin: ''Ne yapmış Kılıçdaroğlu? Seçim yoluyla iktidar değişimini imkansız hale getirmeyi amaçlayan ABD destekli darbede sarayın evcil muhalefeti rolü oynamayı kabul ederek vatana ihanet suçu mu işlemiş?''

SİNEMA

Uzaylı İstilası Diye Başladık, Cuntaya Karşı Direniş Öyküsü Çıktı: The Eternaut

BLOG

Türklerin Bitmek Bilmeyen İngilizce Serüvenine Eşlik Etmeye Hazır mısınız? İşte Çeşit Çeşit İngilizce Öğrenme Platformları

ASTROLOJİ

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

Maddi konularda güzel haberler alacağınız bir döneme giriyorsunuz. Ya da sırf bunu duymak için astroloji bölümünü okuduğunuzu biliyor ve etkileşim için sizin duygularınızla oynuyoruz. Şu an biz de çok emin değiliz. Haftaya bir tekrar gelin siz en iyisi... devam...

AKP Denizli Milletvekili Nilgün Ök: ''18 yıl önce araba var mıydı?''

"Genel Başkanları buzdolabı olmadığını iddia ediyordu. Bu yine biraz insaflı çıktı.."

Hay Allah, Canınız mı Çekti? İşte Size Birbirinden Keyifli Öykü Platformları...

Olimpiyat Oyunları için Paris'e Giden Milli Takım Kafilesi, Kaldıkları Otelin Yemek Dağıtım (Catering) İhalesini Alarak İlk Başarıya İmza Attı...

2024 Yaz Olimpiyatları için Paris'te bulunan Milli Takım kafilesi, kaldıkları 5 yıldızlı otelin yemek dağıtım (catering) ihalesini alarak henüz turnuvanın ilk gününde önemli bir başarıya imza attı... devamı...

N'olmuş n'olmuş?

Zaytung Zone

''Amaaan şimdi eve gidip kim yemek yapacak?'' şeklinde düşünen takipçilerimizi diğerlerinden bi tık daha fazla seviyoruz, dürüst olalım...

Popmundo: Maceralar

Kılıçdaroğlu'nu CHP'nin Başında Tutabilmek İçin Olağanüstü Bir Çaba Gösteren AKP Yönetimi ''Bu adam 13 sene nasıl oturmuş o koltukta?'' Sorusuna Yanıt Arıyor...

Türkiye'de seçimlerin ortadan kaldırılıp tek adam sisteminin kalıcı hale gelmesini hedefleyen ABD destekli "19 Mart Darbesi"nin uzantısı olarak Kemal Kılıçdaroğlu'nu CHP'nin başına kayyum atayan AKP yönetimi, Kılıçdaroğlu'nu genel başkan olarak tutabilmenin daha da büyük bir çaba gerektirdiği gerçeğiyle yüzleşirken, akıllarda aynı soru yükseliyor: ''Bu adam nasıl 13 sene o koltukta nasıl oturdu?" devamı...

Kılıçdaroğlu'nun Halkla Bayramlaşma Programı İçin Hazırlıklar Sürüyor: Suratına Tükürülmeden Yürüyebileceği 500 Metrelik Özel Sokak Yapılacak…

Kemal Kılıçdaroğlu`nu CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturtabilmek için 1 haftada 20 milyar dolar`dan fazla rezerv yakan AKP yönetimi, kayyumun bayramlaşma programı için de kesenin ağzını açtı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Kılıçdaroğlu`nun bayramlaşma programı için suratına tükürülmeden yaklaşık 500 metre kadar yürüyebileceği halka kapalı özel bir sokak inşa edecek. devamı...

Sinema

Umutsuz TC İzleyicisi Arasında Dip Dalga Olarak Yükselen Bir Fenomen: GİBİ

Güzel kadınların, karizmatik erkeklerin, uzun bakışmaların, zengin yalılarının, yüksek prodüksiyonların esiri olan TV dünyasında adeta fısıltı gazetesi ile fenomenleşen bir dizi var. Ki bu dizinin konusunu duyan her yapımcının aynı cümleyi kurduğuna eminim: “3 tane kötü giyinen çirkin adamın, incir çekirdeğini doldurmayacak dertlerini kim izler ki?”. Ancak Gibi “TV sektörünün yılgın bir hoşgörüyle onu benimsemesine mi kaldı?”. Tabii ki kalmadı…

İlk sezonuyla ufak ufak filizlenen başarı ikinci sezonda zirveye ulaşırken, 3. ve 4. sezonda da zirvedeki yalnızlığını korudu. Yalnızlık diyorum zira, Gibi kadar fenomenleşen bir yerli komedi dizisi daha eşzamanlı olarak herhangi bir mecrada mevcut değil. Exxen’in en sevilen dizisi olan Gibi, başarısı ile platformunun da amiral gemisi.

4. sezon itibarıyla üç başrolün etrafında dönen dizide Yılmaz, İlkkan ve Ersoy adlı orta yaşlı üç erkeğin hikayesini izliyoruz. Peki Alameti farikası ne bu dizinin derseniz… Asgari düzeyin üstündeki gerçekçiliği… Feyyaz Yiğit, Kıvanç Kılınç ve Ahmet Kürşat Öçalan’ın “normalliği” sizi kendine hayran bırakıyor. Küçük dertleri büyüten senaryonun ise Feyyaz Yiğit ve Aziz Kedi imzası taşıdığını söylemeden olmaz. 


Dertli gönüllere giren işte biziz Ersoy-Yılmaz-İlkkan


Gibi Karakterleri Kimler?

  • İlkkan: Hikayenin dışarı açılan penceresi olan İlkkan sosyal bir kimlik. Sevilmek ve fedakarlık üzerine meselesi dizinin birçok bölümünde de işleniyor. Ayrıca adaptasyon konusunda bir bukalemun kadar yetenekli olduğunu söylemek yanlış olmaz (yavşak demeyelim de...). Düzene uyum gösteren karakterin en büyük çatışması birçok şeyi sorgulamamasından doğuyor. Uyumlanarak sevileceğine inanması ve "bayanlar" en büyük zaafları (Bkz: Çaça ve Cosplay bölümü. Diğer taraftan tam bir eylem insanı olan İlkkan önce yapıp sonra düşünenlerden. Hatta genelde düşünmeyenlerden...

  • Yılmaz: %70 eleştiri, %30 sigaradan oluşan Yılmaz, insan sevmemeyi seviyor. Bildiğini gerçeklikten hiç kopmadan anlatan karakterin, sorgulayıcı bakış açısı ufuk açıyor. Her ne kadar uyumsuz görünse de çoğu zaman duygusal motivasyonlarıyla her eylemine izleyiciyi ikna ediyor. Yılmaz’ın en büyük çatışması dünyayla. Muhalefetin hazzını yaşatsa da çaresizliği ile izleyiciye kendisi üzerinden 'Yazık lan bize' dedirtiyor. 


Tescilli marka "Be a... k...m!" hareketi...
 

  • Ersoy: Gibi’nin sonradan başroller arasına katılan karakteri Ersoy'u içinde 60 yaşlarında sevimli, şevkatli ve nevrotik bir hala yaşayan 30'lu yaşlarda bir erkek olarak özetlemek mümkün. En önemli özelliği mantık çerçevesine gerek duymadan her hissettiğini dile getirmesi. Kısmen dürtüsel bir karakter olan Ersoy’un inatçı ve birçok zaman ayarsız olduğunu da söyleyebiliriz (İlkkan’ın fazla övüldüğünü düşünüp, Ersoy ve Yılmaz’ın onu yererek denge kurmaya çalıştıkları bölümü hatırlıyor musunuz?). Duygu dünyasından hareketle kendi ekseninde hareket eden Ersoy’un diğerleri ile ilişkisi ise çatışmasının kaynağı.  


Gönül diziciliği kazandı...


Gibi, tam da hedef kitlesi olan orta yaşlı kesimin ezberleriyle dalga geçiyor. Seinfeld benzeri güldürü anlayışıyla sinir bozucu derecede gerçek geliyor. Üstelik dilimizin ucuna kadar gelen ama söyleyemediğimiz “ne saçmalıyorsun lan” sözünü bizim yerimize diğer karaktere zikrediyor. Bu açıksözlülük, saldırgan espri olarak komedi mekaniğini harekete geçiriyor. Karakterler birbirlerine lafla saldırarak kara mizah dinamiğini açığa çıkarıyor. 


Kuşburnu söylüyorum
 

Dramatik akış içinde bir araya gelmesi bakımından ''absürt'' olan olay, diyalog ve eylemler birlikte düşündürücü bir komedi sergiliyor. Ayrıca izlerken karakterlerin ve evrenin gerçekliğine sonuna kadar inanıp başlarına gelen durumun saçmalığına gülüyorsunuz. Yalnız bu gülmenin içinde “benim başıma gelse çok kötü olurdu” hissi de içten içe sizi kaşıyıp duruyor. Komik ama şakalı komik değil… Komedi ama rahatsız eden bir komedi. Gerçeği metaforlarla somutlaştırarak durumun aslında ne kadar trajikomik olduğunu resmediyor. Diğer bir deyişle size vatkalı ceket ile gezme özgürlüğü üzerine bir bölüm izletirken aslında ötekileştirme üzerine mesajlarını yüklüyor. (Bölümün adı da Vatka’ydı bu gözle yeniden izleyin lütfen)

Erkekliğe, kadınlığa, ekonomiye, ilişkilere, ayrımcılığa, güncele dair birçok dert anlatıyor ama bunu farklı göstergeler üzerinden yapıyor. Seçilen dert, obje veya konunun gerçek mesajla ilgisi bile olmuyor. Ancak karakterler o konuya, derde veya objeye verdiği tepkilerle bizlere bir hikaye açıyor. İşte izlediğimiz, güldüğümüz o bölümler, çevrelendiği tepkilerle, karakterlerin olay karşısında aldığı pozisyonla bizlere güldürmekten daha fazlasını veriyor. Nereye çekersen oraya gidecek sözler de dillere pelesenk, dövizlere slogan oluveriyor. 

Gündelik yaşamın içinden çekip çıkardıkları anlar, objeler, meselelerle Gibi, insan hallerimizin ürünü. “Sadece 10 liramın olması hiç param olmamasından daha çok yakıyor canımı. Lütfen kurtar beni bu 10 liradan." diyen karaktere gülümserken cebimizdeki paranın azlığı boğazımızı düğümlüyor örneğin. Dünyanın anlamını sorgulayan bir cümlenin 30’lu yaşlarındaki üç sapın, evdeki işsizlik sohbetinin ürünü olabilmesine inanamazken bir yandan gülmekten kendinizi alamıyorsunuz. Gençliğin özgüveniyle her şeyi yapabileceğine inananların aksine karakterler bizlere dünya gerçekliğini gösteriyor. (Bkz: Kuki bölümü) Sözleri gerçek dünyanın bize layık gördüğü çaresizliğe zıtlık oluşturuyor. Karakterlerin bünyesine, gerçeğine sığmayan fikirlerinden mütevellit haklı isyanları, hikayeyi komik olduğu kadar dramatik kılıyor. Dizi olmazlar üstüne kurulurken en çok da toplumsal tabularımızdan, yargılarımızdan, eleştirel zihnimizden besleniyor.  

Gibi nasıl fenomen oldu? 

-Öncelikle tiktok ve instagram storylerde dönen kısa videolarla Exxen üyelerinin de fazlasına ulaştı. Gibi’den kesitler yayınlayan hesapların takipçi sayılarına bakarsanız bana hak verirsiniz. 

- Son yıllarda üniversite mezuniyet törenindeki pankartlarda Gibi alıntısı yapmayanı dövüyorlar desek abartmış olmayız. Diziden replik içermeyen pankart neredeyse yok gibi… Hal böyle olunca pankartların yarattığı bir hype da oldu tabii… Ne de olsa gençlerin de karakterler kadar çaresiz olduğu malum.


Komedi dediniz ama bu bildiğin dram


-Sadece mezuniyet pankartları değil, herhangi bir eylemdeki herhangi bir protesto dövizinde diziden alıntılar yapılıyor. Gece yürüyüşünde, şiddet protestosunda, politik ve sosyal her olaya karşı duruşta Gibi dizisi olmasa dövizsiz kalacağız hissi iyice yerleşti. 

-Dizinin hakaret etmeyen ama hakaretten beter eden laf sokmaları, son derece haklı serzenişleri ve tıkanmış zihinlere adeta “lavabo aç” etkisi yapan göndermeleri politik mesajın tillahını veriyor. Tweet nedeniyle cezaevine girilebilen bir coğrafyada yan yolları gösteren bu alıntıların popüler olması çok doğal ve anlamlı. 

 
Ve elbette underrated 80'ler arabeskçilerinin dostu müzik seçimleri...


İşte Bio’ya yazmalık Gibi sözleri: 

-Kimsenin hiçbir şey bilmediği yerde, bir insan her şeyi bilebilir. 

-Benim zevklerim senin nezninde makul bir zemine oturmak zorunda değil. 

-Gerçeklerin bir kıymeti yok ki, genel kanı neyse onu yaşıyoruz. 

-Kardeşim ben senin yılgın bir hoşgörüyle beni benimlsemene mi kaldım. 

-Sadece küçük insanlar küçük şeyler için büyük fırtınalar kopartır. 


İnşallah giyim tarzları da hype olmaz. Amin


-Bizler sorunlarımızdan kahvaltı yaparak kaçan insanlar değiliz. 

-Geçip giden günlerin en büyük özelliği ne? Geçip gitmesi… 

-Şeker kullanan birisinin verdiği akla ben nasıl inanayım zaten.

-Yaşadığımız yetmiyor bir de senden dinliyoruz hayatın acı gerçeklerini. 

-Avcı ne kadar hile bilirse ayı da o kadar yol bilir. 

Siz de yerli diziler arasında ayrıcalıklı bir yere sahip olan Gibi’yi Exxen’de izleyebilirsiniz. 4 sezonluk diziyi, 1 aylık üyelikle rahat rahat hafta sonlarında bitirmeniz mümkün. Baştan ayağı politize olduğumuz ve olmaktan yorulduğumuz bu ülkede hala "biz" denilen bir şeylerin olduğunu hatırlamak isterseniz, sıradanlığı ile şaşırtan Gibi sizi bekliyor.

 

(gizemkaboglu Brüksel'den bildirdi)


facebook'ta Paylaş twitter'a yolla Allah'a havale et

Sıradaki Sinema İçerikleri:

Sıradaki Haberler:

(25.11.2020)

AKP Denizli Milletvekili Nilgün Ök: ''18 yıl önce araba var mıydı?''

"Genel Başkanları buzdolabı olmadığını iddia ediyordu. Bu yine biraz insaflı çıktı.."

Uğurhan Culak, Elektrik tesisatçısı


Diğer yorumlar ->

(3.10.2020)

MHP Mv. Erkan Haberal, özel şoförünün makam aracıyla çarparak ezmeye çalıştığı güvenlik görevlisini suçladı...

"Halkın parasıyla halkı ezme işini mecazen yaptıkları günleri özlüyorum..."

Tülay Sağcıklar, Öğretmen


Diğer yorumlar ->