''Kredi Kartı Borcu mu, Sabaha Kadar İblislerle Savaşmak mı?'' İkileminde Doğru Tercihi Yapan Bir Gencin Hikayesi: Dead-End Job
Netflix'te yayınlanan 8 bölümlük Güney Kore dizisi Dead-End Job, borçlarını ödeyebilmek için birbirinden tehlikeli işlerde çalışmak zorunda kalan bir gencin hikayesini anlatıyor. Korku, gizem ve kara komediyi bir araya getiren dizi, parasızlık ve borç batağının insanı normal şartlarda yanından bile geçmeyeceği işlere nasıl balıklama atlar hale getirdiğini oldukça başarılı bir şekilde işliyor. Tabii Güney Kore'de iş hayatının korkunçluğunu anlatabilmek için senaryoya ekstradan hayaletler, canavarlar ve envai çeşit doğaüstü karanlık güç eklemek gerekmiş. Türkiye uyarlamasında koltuğunu korumak için altındakilerin hayatını cehenneme çevirmekten zevk alan standart bir ara kademe yönetici yeterli olacaktır.
Hikayenin merkezinde, ailesinin mali sorunları yüzünden ciddi bir borç yükünün altında ezilen Hyeok-jun (Lee Jae-wook) var. Bir gün karşısına normal saatlik ücretin 50 katını vadeden gizemli bir iş ilanı çıkıyor. Genç adam, Türkiye'deki bir izleyicinin muhtemelen ilk 15 saniyede saadet zinciri olarak teşhis edeceği bu fırsatı değerlendirmek üzere Spider adlı iş bulma kurumuna başvuruyor.
Kurumun iki şartı var: Çalışırken yaşadıklarını kimseye anlatmaması ve mesait bitmeden iş yerini terk etmemesi. Hyeok-jun, şartları kabul edip ilk işine, bir marketin gece vardiyasına başlıyor. Ancak kısa sürede çalıştığı yerde iş yasalarından ziyade doğaüstü birtakım kuralların geçerli olduğunu ve vardiyasını bitirebilmek için bir adet iblisi yenmesi gerektiğini keşfediyor. Yine de durum bizdeki zincir marketlerin çalışma koşullarından bir tık daha iyi. En azından iblis saldırmadığı zaman tuvalete gidebiliyor ve sandalyesinde oturup çay-kahve içebiliyor.
Dizinin her bölümünde Hyeok-jun'u yeni bir iş ve yeni bir kâbus bekliyor. Bir bölümde animasyon ekibininin şoförü olarak evlerden ırak bir palyaçoyu etkinliğe götürmesi gerekiyor, başka bir bölümde başı sonu belli olmayan bir sitede süt dağıtıyor, ardından bir ilaç şirketinde klinik deneylere katılıyor. Her işin belli bir süresi, kendine özgü kuralları ve kahramanımıza mesai sonunu göstermemeye and içmiş çeşit çeşit korkunç yaratığı var. Bu açıdan dizi biraz da yine Netflix'in efsane yapımlarından Alice in Borderland'ı hatırlatıyor. Onu seven bunu da sever.
Yönetmen Kim Da-min, her bölümde farklı bir korku hikâyesi anlatarak dizinin temposunu canlı tutmayı başarıyor. Özellikle ilk bölümlerdeki tekinsiz atmosfer, absürt çalışma koşulları ve giderek artan tehdit hissi oldukça etkili. Lee Jae-wook'un çaresizlikle inatçılık arasında gidip gelen performansı da diziyi taşıyor. Hyeok-jun'un kız kardeşi Ji-yoon (Kim Min-ha), gizemli olayların peşindeki araştırmacı Yeon-joo (Ko Min-si) ve iş bulma kurumunun fazlasıyla şüpheli yöneticisi Mr. S (Lee Hee-jun) hikâyeyi genişletiyor. Bölümler ilerledikçe birbirinden bağımsız görünen kabusların arkasındaki büyük gizem de ortaya çıkmaya başlıyor. Yalnız dizinin finali, ilk bölümlerin yarattığı merakı aynı ölçüde karşılamakta biraz zorlanıyor.
Yine de Dead-End Job, klasik korku hikayelerini çalışma hayatının sert gerçekleriyle birleştiren, hem eğlenceli hem de yer yer düşündürücü bir yapım. Aslında dizinin asıl korkutucu tarafı ne canavarlar ne de hayaletler. Başroldeki karakterin dehşet dolu bir vardiyadan canını zor kurtararak çıktıktan sonra ertesi sabah yeniden iş bulma kurumunun kapısını çalması ve bir çoğumuz için bu tercihin gayet mantıklı olması. Üstelik dizi Güney Kore'de çekildiği için çektiği çilelerin karşılığını da fazlasıyla alıyor. Türkiye'de olsa muhtemelen aynı işi asgari ücretin 1000 lira üstüne yaptırır üzerine bir de sigortasını eksik yatırırlardı.
facebook'ta Paylaş twitter'a yolla Allah'a havale et
okumak ister misiniz?
|
|
|
|








.jpg)
















